Murat Uysal

girişimci / matematik mühendisi / yazılım uzmanı / hislerim ve deneyimlerimden yazılar

Dünya Engelsizler Günü

Merhaba sevgili okurlarım,

Bugün dünya engelsizler günü. Engelsizler diyorum çünkü bir uzvun eksik olması değildir engelli olmak için. Bence işe önce günün ismini değiştirmekten başlamalıydı herkes.

Dünya engelsizler günü diyorum ve bunu sadece bir motivasyon olsun diye de söylemiyorum. Bunu gerçekten inanarak ve güvenerek söylüyorum. Çünkü hayat bildiğiniz gibi bize dersler verip acılar yaşayıp kayıplar yaşattıkça ancak o zaman herşeyin kıymetini daha iyi anlıyoruz. Sağlığı yerine olan bunca insan topluluğu aslında ne kadar önemli şeylere sahip olduğunun farkında bile değiller.

Onlar engelsizlerdir, çünkü bu dünyada sahip olduğun bir yetiden mahsun kalmak yürüyememek, konuşamamak veya görememek ne denli büyük acıdır bunu hiçbirimiz asla bilemiyoruz. Ve bunu bilen ve buna sabır gösteren dışardan bakınca engelli diye söyleyiverdiğimiz insanlar, aslında hepimizden daha engelsizlerdir bundan adım gibi eminim.

Örneğin bence bir uzvunu kaybetse birisi, eskiden insanlara tepeden bakıyorsa bile bakmaz artık. Hastaları hor görüyorsa bile artık hor görmez kalbinden gelen duygu ile samimiyet ile sever korumaya çalışır. Bir dostunun güzel bir noktaya gelmesine "gerçekten" sevinir asla sevinirmiş gibi yapmaz. Hayvanları daha çok sever. İnsanların gözünün içine bakar ve gerçekten dinler anlamaya çalışır ve müsamalı olur. Bu nedenle bence engelli olanlar bizleriz. Bunca nimet varken sağlığımız varken hala şikayet eden ve birbirimizi çekemeyip birbirimize kötü davranırken engelli olanlar var ise bizim normal sandığımız bizleriz bence.

Örneğin trafikte kırmızı ışıkta geçen birisi ne kadar normal olabilir. Kimseyi umursamadan araç kullanan birisi nasıl engelsiz biri olduğunu düşünebiliriz ki. Soğukta üşüyen bir sokak hayvanına merhamet göstermek yerine su ve yemek kabına vurup içerisindekileri döken birisi nasıl engelsiz olabilir ki. Asıl engelli ve engelsiz olmak bence akıl ve kalpte olan engeldir. 

Gönül ister elbette hepimiz sahip olduğumuz uzuvlardan  mahrum kalmasak keşke. Herkese sağlık huzur ve merhamet ile...


Sıradan bir günü sıradanlıktan çıkarabilmek, ne kadar kolaymış...

Merhaba sevgili okurlarım,

Bugün öyle işim başımdan aşkın öyle yoğun çalışıyorum ki sabah gelmem ile öğlen olup yemeğe gitmemiz sanki 1 saniye kadar kısa gibi. Çok iyi bir kurumda iyi bir çalışma ortamında iyi şartlarda çalışıyorum ama bu zamanın hızı inanılmaz boyutta. Vakit yetmiyor hiçbir işe, toplantıya.

Dostları sevdiklerimizi arayamıyoruz. Bir de güzelim günümüzü iş içerisinde yaşanan anlaşmazlıklar ile boğuşuyoruz. Farkettiğim şey çok acı bir gerçek idi. Bundan önceki binlerce gün gibi bugün de yorgun bitap akşamı edip bir sonraki gün için hazırlanmak üzere geçmekte idi.

Ama bugünü farklı kılmanın bir yolunu bulabilir miyim diye düşündüğümde sanırım olabilecek en iyi yolu buldum.


Ege orman vakfına girip 5 adet fidan bağışladım ve öyle mutlu oldum ki :)

Yani benim için 27.11.2018 tarihi 5 fidanın ekilmesini sağladığım gün oldu böylece.

Bu konuda ara ara bağış yapmayı düşünüyorum ve tavsiye ediyorum.

https://www.egeorman.org.tr/

Sevgiler selamlar.

Doğduğumuzdan beri tüketiyoruz


Bu söz Kadir Köymen'nin 'Başka Bir Şey' kanalının fragmanında geçiyor ve gerçekten her vatandaşın bilmesi gereken bir gerçek.

Evet, gerçekten böyle ve üretmek zorundayız. Üretmek derken inovasyon yapmalıyız. Teknoloji geliştirmeliyiz. Ben açıkçası yılladır bunu yapabilmek için zamanımı harcıyorum ve harcamaya devam edeceğim.

Yazılım veya teknoloji alanında bir konuda söz sahibi bir marka olmak için çok çalıştım, çalıştık ve daha da çalışmaya devam edeceğim.

Şu aşağıdaki videoyu izleyip de üretme duygusu hissetmeyen bir kişi olacağını sanmıyorum, iyi seyirler ;)

Teknolojinin gözüme hoş gelmediği ilk an


Merhaba sevgili okurlarım,

Bu yazı benim hayatımın en önemli bilgisini elde ettiğim gün ile ilgili. Tüm sorulara cevap bulduğum nedenini anlamadığım birçok problemin sebebini öğrendiğim bir gün.

Bu yazımı yazarken arka planda bir müziği dinliyordum, Siz de eşlik edip müziği dinlemek için linke tıklayabilirsiniz. https://www.youtube.com/watch?v=bl_eIovlBTo

Mükemmel bir ileri teknolji ürünü MR cihazları hep ilgimi çekmiştir. Teknolojinin özellikle sağlık alanında bu denli ilerde olması çok mutlu etmiştir beni. Ama bu mutlu eden cihaz son mr çekimi sonrası aynı duyguyu oluşturmamıştı.

Bu aşağıda gördüğünüz MR sonucu maalesef bana ait. Bunca yıllık çalışma hayatım sonrası, özellikle son 6 ayda inanılmaz bir artış gösteren ağrı ve uyku sorunlarının sebebi sonunda ortaya çıktı.

Aşağıdaki filmi görünce yoğun bir üzüntü ve ona eşlik eden uzun zamandır hissetmediğim bir dinginlik vardı. Çünkü sonuçlarım olumsuz da olsa gerçekten artık yaşadığım birçok sorunun esas sebebini bulmuştum. Bir problemin nedenini bulabilirseniz ancak çözüm üretebilirsiniz gerçeği ile bir nebze sevindim ancak elbette durumun ciddiyetini ortadan kaldıran birşey değildi bu.


Burada görülen omur iliğimdeki ciddi bası, iyi bir  baş dönmesi sağlayan boyun düzleşmesi ve buna ilaveten de uzun zamandır böyle çalışmam ile ilgili olduğu düşünülen kemik yapısındaki bozulma ile son 6 ay içerisinde özellikle artan bütün sıkıntıların sebebini açıklamıştı. Artık gece uyurken tek bir rahat uyuma sebebim var çünkü nedenini biliyorum.

Üniversite yıllarımdan beri yaptığım freelance işler ve ücretinden hep taviz vermek durumunda olduğum tüm özverili çalışmalarımın meyvesini alamadığımı söylemiştim ya, yanılmışım. Gezmekten, uyumaktan ödün verip yaptığım tüm çalışmalarımın karnesi yukarıdaki resim. Fizikte bir yasa vardır Etki / Tepki prensibi, tam olarak işte bu.

Bununla da sınırlı değil tabi. Hiç bedelli askerlik düşünmedim, istekle askerliğimi bizzat yapmaya önem vermiştim, ailemden böyle öğrenmiştim. Ama kader işte, her neyi çok istekle yapmak istedimse o konuda çok istemenin bedelini ödedim. Onca askerlik birimi varken, onca askerlik görevi varken ilerleryen bir boyun fıtığına düzleşme ve kemik dokuda bozulma halinde birisi için günde 7 saat nöbet tutmak durumunda olduğum emniyet muhafız bölüğüne rast gelmek. Gururla görevimi yapmaya çalıştım ama bir tek Allah biliyor ki çok şeyler de o nöbet klübelerinde bıraktım geldim. Biliyordum orada srtımda omzumda ve boynumdaki çıtırtıların ileride bir bedelinin olacağını ama olsun görev kutsaldı. Bu vatan için nice canlar vermiş yiğitler varken elbette vatan sağolsun.


Sonrasını ise hiç anlatmayayım. Her konuda beni zorlayan insanlar çıktı karşıma. Hayat ilginç bir şekilde benim bu rahatsızlığımın ilerlemesi için beni hep zorladı. 4 doktor gördü MR sonuçlarımı ve hepsi benzer yorumlar yaptı. Adı basit olan bu fıtık bende ameliyat olmayı gerektiren ilerlemiş ve bu yaştaki birine göre şaşırtıcı derecede kötü bir halde. Daha da işin ilginç tarafı normalde ameliyat önerilirdi acil şekilde ama kemik yapısındaki bozulma ve 3 ayrı disk aralığında yer alan fıtık ameliyatı daha zorlu ve riskli bir hale getiriyormuş. Tüm bunları düşününce fizik tedavi ile şansımızı denemeliyiz dedi doktorlarım. "Şansımızı denemek" dikkat edilmesi gereken asıl nokta idi benim için.

Şimdi ne durumda mıyım ? Düşünüyorum ne için bu hale gelmiştim. Çok çeşitli sebepleri var tabi ki. Öğrencilik hayatımdaki freelance projeler ile koşturmacalarım, sonrasında EARGE isimli ülkemizin arge odaklı bir şirketini oluşturma çabalarım. Sıradan bir şirket için de uğraşmadım ki,  ARGE için zaman ayırdım mesai yaptım ve kendi bütçem ile yatırım yaptım. İş kurma süreci, iş yetiştirme dönemi mali düzeni sağlamak ile uğraşmam ve bunları yaparken günde en az 8 saat aralıksız masa başında oturup kod yazmak ve diğer birçok şeyi düşünmekle meşguldüm.

Artık yeni bir amacım var, boyun fıtığından kurtulmak istiyorum. Gerçekten tamamen yenebilmek için özellikle tüm hayatımı revize edeceğim. Fizik tedavi ile ilgili tüm yapılabilecek ne varsa yapacağım. Buradaki tedavi sürecim tamamlanırsa DRX900 isimli bir cihaz için belki istanbula gidip tedavi almayı da planlıyorum. Bu konuda bloğumda konuyla ilgili her türlü deneyimimi paylaşıyor olacağım.

Sevgiler saygılar, sağlığınıza dikkat etmeniz üzere sayın okurlarım.



Sağlık

Merhaba sevgili okurlarım,

Bu yazıyı aşağıdaki fon muziği ile okumanız daha anlamlı olabilir. Ben yazarken çünkü bunu dinleyip yazdım, belki aynı duyguları beraber daha iyi hissedebiliriz böylece. 



Herkes var gücüyle çalışır bir şeyler başarmak için. Kimisi için bu hedef para olur kimisi için itibar kimisi için de ün kazanmak için yapar bunu. Benim de bir sebebim vardı ama hepsinden çok farklı. 2010 yılında marka tescilini yaptığım EARGE marka isminin büyük bir yazılım markası olması içindi tüm uğraşım. Ve kaçınılmaz son tabi ki herkes gibi kimisi para için kimisi ün için yaptığı yoğun çalışmaların karşılığında ben de sağlığımdan kaybettiğimi görüyorum artık.

Üniversite 3. sınıfta öğrendiğim boyun fıtığı problemim masa başında saatlerce çalışmak durumunda geçen bir hayat sonucu daha da ilerledi. Ayrıca şirket kurup gelir gider dengesini kuracağım diye uğraşmakla her şey biraz daha zordu. Bütün bu zor yolu neden mi seçtim derseniz çünkü düşündüğüm şeyler olabilir şeylerdi, inanıyordum. SAP gibi Microsoft gibi bir dünyaca bilinen bir marka yazılımda Türk bayrağının simgesi olabilirdi. Hala da bunun olabileceğine inanıyorum, kesinlikle mümkün ancak bireysel anlamda sağlık problemlerim nedeniyle bunu tek başıma yapmam çok daha zor bunu net şekilde görüyorum artık.

Artık daha hareketli bir çalışma yapısına geçmek zorundayım. Çok sevdiğim sabahtan akşama oturup kod yazma işini artık yapmamalıyım. Buna devam edersem sağlığım çok daha kötü duruma gidecekmiş. Sağlığıma çok dikkat etmem gerekiyormuş, stres yapmamam beslenmeme ve kiloma da dikkat etmem gerekiyormuş. Bunları düşününce aslında her sağlıklı insanın zaten yapması gereken şeyler değil mi bunlar. Neden hep birşeyler kaybedince anlıyoruz kıymetini bilmiyorum. Biz insanlar kainatın en akıllı canlısı diyoruz kendimize ya bazen bunun üzerinde bir kez daha düşünmek gerektiğini hissediyorum. Sağlıktan daha değerli hiç birşey yokken sağlığımızı hayallerimiz için nasıl kolay ve umarsızca harcarız değil mi. 

Zaten bir şirkette çalışmaktayım borçlu olduğum işler var. Hepsi bir yana başlattığım devam eden eski projelerim var. Dahası hayal ettiğimiz ve özellikle inandığım fishermanager.com projesi var. Çok işimiz var, çok proje var ve bunları artık bizzat geliştirmem ilerletmem mümkün değil. Bu projelerime inanıyorum ve gerçekten ülkemizin yurt dışında satışına uygun fikirler olduğunu biliyorum. Bu noktada bana yardımcı olabilecek herkes iletişim kurabilirse projelerde rol alabilirler. 

Kendi kendime başladığım bir yolculukta yorulduğumu anlatan bir yazı bu. Bu başarıya o kadar inandım ki az uyudum az gezdim az film izledim her ne var ise az yaptım. Ama artık birşeyleri değiştirip ekip olma ve ekipçe yazılım geliştirmek gerektiğine inanıyorum.


Sevgiler saygılar.

Parlak fikirli ve beyaz yakalı


Merhaba sevgili güzide okurlarım, yine içimde biriken bir konu ile karşınızdayım

Ekonomik olarak ülkeye katkı sağlamayı dert ediniyorsak, bu noktada Kadir Köymen'in de dediği gibi ülkemizin bize sağladığı bunca imkanı ancak ve ancak yurt dışına birşeyler üretip satarak ödeyebiliriz. Bu güzel denklemi sağlamak için gerekenler net ve ortada. Kalifiye özellikleri olan fikirleri olan beyinlerin sadece ay sonu maaşını alabilmek için yaşamak üzere hayatlarına devam etmelerinin önüne geçmek olduğunu düşünüyorum. 

Şuan üretici konumda olan ve saygın dünya markası büyük bir şirkette yazılım departmanında çalışmaktayım. Baktığımız zaman sahip olunacak en güzel şartlar altında iyi bir ekip ile çalışmaktayım. Herşey güzel olmakla birlikte, maalesef bir yerden sonra yaşadığınız bazı şeyler sonrası konu maaşınız için çalışmanın ötesinde olmadığınızı anlıyorsunuz. Oysa ki beni sahiplenerek çalışmak ve yeni şeyler üretmek motive ediyor. 

Maalesef hayatın gerçekleri, ay sonu faturalarımızı, borcumuzu veya kiramızı ödeyemedikten sonra hiçbir şekilde hayallerimizin güzel olması ile ilgilenmeyecek kadar acı olduğunu hepimiz biliyoruz. Benim gibi düşünen, yetenekli ve ülkemiz için nice güzel arge fikirlerine sahip insanların da bu gerçek gereği ay sonu o faturalarını ödemek için mesailerini yapmakta yorulmakta ve hafta sonları da sadece dinlenerek birşey üretmeden geçen günlerin acısını yaşamaktalar. Fırsat bulup bir şeyler yapanlar vardır belki ama rutin iş hayatı sonucu gerçekten bir şeyleri denemek için yeterli zaman ve maddi güçleri asla olmamaktadır.

Bugüne kadar kendime ait olan veya çalıştığım şirketlerdeki tüm projelerde içimdeki bu yeni bir şeyler üretme azmim nedeni ile fazlası ile özveride bulunmakta hiç zorlanmadım. Ayrıca bir işte çalışmaya devam etmem sadece maaşımın yüksekliği ve diğer sıradan kaygılar ile ilgili de olmamıştır.

Özellikle bir önceki şirketimde tübitak destekli bir arge projesinde  çalıştığım için çok daha motive çalıştığımı söyleyebilirim. Bu süreçte proje ile ilgili birçok yeni fikir de geliştirmiştim ancak bu önerilerimin etkili olamaması sonucu da açıkçası daha fazla devam etmemin anlamı yoktu. Bazen insan kimsenin göremediğini görür anlatır ama bu etrafındaki insanlara anlatmakta başarısız olur. İşte bu noktada tüm analiz ve tespitler karşılığını bulmaz ve o proje de olmaz öylece kalıverir. İşte tam maaş beyaz yakalı çalışanlıktan kurtulup gerçekten birşeyleri değiştirme ihtimaline insan yaklaşsa da farklı engeller ile karşılaşır ve yine makus kaderine geri dönüp bir başka şirkette maaşı için çalışmaya devam edebilmektedir.

Kendi bireysel girişimlerim artık kenarda beni beklemekteler. Maaşlı beyaz yaka bir çalışan iken kalan zamanda dinlenmek dışında birşeyler yapma şansımız hiçbir şekilde mümkün olmamakta. 

Benim bu konuda yalnız olmadığımı çok iyi biliyorum. Keşke hayatın gerçekleri karşısında sadece maaşını almak adına çalışan parlak insanlar, daha üretken çalışma şansı bulabilselerdi. 


Okuduğunuz için teşekkür ederim. 
Sevgiler saygılar.

Birlik ve destek olma zamanı


Güzel ülkem. Öyle güzelsin ki hep yanında olacağız, yüreğimizdeki sevgi öyle büyük ki ne yaparsa yapsınlar merak etme yanındayız, ne bayrağımıza birşey yapabilirler ne de seni ekonomik yaptırımlar ile diz çöktürebilirler. Bu onların hayali olsa da tüm hevesleri kursağında kalacaktır.  

Kabul ediyorum, sizde oluyor mu bilmiyorum ama bazen benim gözlerim buğulanıyor. Sadece buğulanıp sonra olduğun yerde durmak bu duruma da çare değil. Bunu biliyoruz ve bu ülkenin üreten gençlere ihtiyacı var şuan. İşsizlik artıyor demek yerine nasıl azaltabilirim diye kafa yorma vaktidir. 

Epey zamandır düşündüğüm gibi yeniden sahalara dönme fikri aklımda. Kendi işimde koşturmaktan epey yorulmuştum ve ülkemizin başına gelen hain darbe girişimi döneminde tam güzel projeleri hayata kazandırmak üzere olduğumuz diğer şirketimde de ekonomik çalkalanmalar ile projelerimizde istediğimiz başarıyı görememek sonucunda ayrılmak zorunda kalmış girişimci ruhum ile şuanki şirketime geçmiştim. Şuan diğer yazılarımda da bahsettiğim üzere kurumsal dünya markası bir şirkette, hem de gerçekten sevdiğim alanında çok tecrübeli insanlarla çalışmaya başladım. 

Şuan kendime baktığımda, maaş sorunu olmayan kurumsal güçlü bir şirkette rahatım yerinde olsa da, her ne kadar dolaylı da olsa da ülkeme katkıda bulunuyor olsam da, bu yeterli değil benim nazarımda. Bir marka olup,  dünya çapında ürün satabilecek potansiyelde bir şirket kurabilmek var iken, güçlü bir ekip kurabilecek olup yazılım üretmek varken tuzu kuru olduğum için hayatımı risk almayan biri olarak huzur içinde geçiremem. Bunu denedim ve bunun sonucu zihnim sanırım öyle yoruldu ki boyun fıtığım bana mesaj vermeye başladı. Bunu uzun zamandır düşünüyorum ve bugün boyun fıtığım sanırım bana birşey anlatmak istiyorcasına mesaj veriyor.

Nasıl ki vakti geldiğinde şanlı ordumuza katılıp Gelibolu'da emniyet muhafız alayında günde 7 saat nöbetimi boyun fıtığı ağrılarıma rağmen tuttum ise, işte bugün de benzeri bir özveri ile çalışmaya devam edeceğim günü yaşadığımı düşünüyorum. Herkesin derdi düzenli bir maaş olabilir ama zamanında üzerime düşen görev nöbet iken, bugün de gereken şey üretmek üretmek üretmek... 

Dedim ya düşünceliyim diye, hele son olanlar sonrası artık EARGE markasını oluşturup dünyaya yazılım üretmek ve buna ihtiyacımız olan  özellikle yaşadığımız bu günlerde tuzu kuru biri olup bir şirkette çalışmak hiç bana uyan bir tavır değil. Dahası boyun fıtığım ile ilgili bugün doktor muayenem sonucu artık daha dikkatli yaşamam gerektiğini anladığım bir günde bunun bir işaret olduğunu düşünüyorum. 

Güzel ülkemin güzel insanları, bana bu yolda yardım edebileceğiniz her konuda yardımlarınızı bekliyorum. Sevgiler saygılar.


Olaylar ve bize düşen "Milli Yazılım Markası" çıkarabilmek!


Merhaba sevgili okurlarım,

Öncelikle son günlerde olan olaylar gerçekten üzücü. Yıllardır milli bir yazılım markası oluşturmak üzere çıktığım bu yolda ne kadar doğru bir yolda ilerlediğimi görüyorum. Çünkü artık buna gerçekten daha çok ihtiyaç var ve ben bu noktada gerçekten donanımlı biriyim artık. 

Ülkemize destek olmak istiyorsak dışarıya yazılım satmak en ideal ve etkili yoldur. Kısa zamanda büyük gelir elde edilebilecek ve ülkemize döviz getirebilecek en temel sektör yazılım sektörüdür. Ülkemize döviz getirmeliyiz ve buna gerçekten çok önem vermeliyiz. Bu amaçla da gerçekten artık bir ülkesini seven girişimci bir yazılımcı olarak gerçekten daha fazla sorumluluk almam gerektiğini düşünüyorum.

Kaç kişiye ulaşır bilmiyorum bu çağrımı yine de söylemek istiyorum. 

Sevgili yazılım geliştiren meslektaşlarım. Biliyorum, hepiniz yurt dışında işlerde çalışmayı bir seçenek görüyorsunuz ve kaliteli beyin için kaynaklarını sonuna kadar seferber eden ülkeler cazip de gelmekte. Bizim mesleğimizde bu çok kolay bir seçenek ama bence yapmamalıyız. Ülkemizde üretim yapmalıyız. Ülkemizde size ihtiyaç var. Birlik olup büyük bir marka oluşturabileceğimiz bir yazılım grubu kurmayı ve yönetmeyi çok istiyorum. Bu anlamda da bu fikrimi tanıdığım dostum arkadaşım kim var ise hepsine açıyorum da. 

Bireysel kar yerine ekip başarısına odaklı bir ekip kurmak ve ekip olarak projelerimizi tamamlamak ne güzel olur. Güçlü bir marka üretmek için artık kocaman ofisler kiralayıp bir araya gelmek de gerekmiyor. Sadece gerçekten güçlü beyinlerin destek vermesi ve aynı bakış açısı ile çalışacağı bir platforma sahip olması gerekiyor.

Peki ne mi yapabiliriz böyle bir ekip kurarsak,

Öncelikle bence yemeksepeti projesini biliyorsunuz yabancı kaynaklı bir şirkete satıldı ve işe bununla başlayabiliriz. Bu konuda toplam 9 aylık fizibilite ve yazılımsal sistemim mevcut. Bu çalışmada bulunmak isteyen arkadaşlar iletişim kurun çalışalım çok isterim büyük bir keyif olur.

Sonrasında pikazon.com projem var. Bu proje de biliyorsunuz dünyada bir sürü stok fotoğraf satış sitesi var. Buna benzer bir formatta türk markası olarak çıkabilir. Hatta dahası proje şuan diğer hiçbiri stok fotoğraf sitesinde olmayan özelliklere de sahip. Bu alanda ciddi bir başarı elde edebiliriz. 


Balık çiftlikleri konusunda da ciddi bir tespitlerim analizlerim mevcut. Sektörü araştırdım ve bu konuda çok sevdiğim eski çalıştığım şirketim Mavi Piksel ile gerçekten bir yol almak üzere çalışmalarımız devam edecek. Ancak ekibe ihtiyacımız var. Amacımız birkaç yere satılan bir yazılım değil, dünyaca kabul görecek bir marka yazılım olduğu için freelance olabilir veya tam zamanlı olabilir ekipte bulunmak isteyen herkesi bekliyoruz. Mutlaka iletişim kurun.

Son olan olaylardan sonra bu projelerde olan motivasyonum daha da artmış durumda. Başarmamız için birlikte çalışmamamız gerekmektedir. 

Benim elimden gelen bu, ve tüm ülkemizin fertleri olarak hepimiz bulunduğumuz şartlar itibari ile elimizden geleni yapmalıyız. 

Sevgiler saygılar güzel ülkemin güzel insanları.

Endustri 4.0 ile bizi bekleyen geleceğin teknoloileri

Merhabalar,

Endüstri 4.0 herkesi heyecanlandırdığı gibi benim de ilgili çekiyor. Günlük rutin yazılım işlerimizin arasında elbette bu alanlarda çalışma yapmamız veya bir geliştirme sağlamamız mümkün değil. Ancak sektörün gittiği yeri takip etmek ve kendimizi geleceğe hazırlamak için faydalı kaynakları kaçırmamamız gerekiyor.

Aşağıdaki videoyu daha önce izlemiştim, tekrar bugün karşıma gelip izlediğimde gerçekten soluksuz yeniden izledim. Ülkemizde endüstri 4.0 noktasında ümit verici gelişmelerin olduğunu görmek gerçekten mutluluk verici.

Bu alanda da özellikle "Balık Üreticileri Yazılımı" için aslında bir nebze yapmaya çalıştığımız şey bu. Yani bir üretici tüm süreçlerini bir yazılım ile yönetebilmelidir. Bu yönde çok yol var önümüzde. Özellikle ciddi bir ekibe sağlam bir yatırıma ihtiyacımız var. Bu nedenle de destek başvuruları yapmamız gerekmektedir. Böyle videoları izlediğimizde doğru bir yolda olduğumuzu görmek beni mutlu ediyor.

Bir diğer projemiz pikazon.com da aslında fotoğraf stüdyolarını endustri 4.0 değil belki ama endustri 2.0 veya 3.0'a geçişini hedeflemektedir. Stüdyoların dijital anlamda tüm süreçlerini yönetebilecekleri ve ihtiyacı olan tüm hizmetleri tek merkezde alabilecekleri bir platform olmasını sağlamak için çalışıyoruz.

Aşağıdaki muazzam video'yu sizlere sunuyorum. Mutlaka izlemenizi tavsiye ederim. Sevgiler saygılar.

Yıllık izin ile kendine gelme ve youtbe a başlama zamanı


Merhabalar,

Öncelikle herkesin 15 Temmuz demokrasi ve şehitler bayramını tebrik ediyorum. 2 yıl önceki demokrasi nöbetlerimizin gururu ile bugün bizlere armağan oldu.

Bugün, çok yoğun bir iş sürecinden sonra yıllık iznime de başladığım gün. Açıkçası bu kadar yorgun ve biraz da sağlık problemleri ile mücade ediyor olmayı hiç beklemiyordum. Bu izin biraz böyle geçecek gibi gözüküyor. 

Bildiğiniz gibi, uzunca bir süre  sahibinden.com benzeri olmasını istediğim sehrinden.com gibi bir siteyi dahi kendi başına yapabilmeyi deneyecek kadar bireysel uğraşlarda bulunmuş birisi olarak şuan özel sektörde çalışmaktayım. Nadir bulunan özelliklere sahip kurumsal bir şirkette çalışıyor olmaktan çok mutluyum. Olabilecek en iyi şirkette çalıştığımı düşünüyorum. Ama gelin görün ki, bunca zaman yeni fikirler için gayret gösteren birisi olarak, üretme duygusu ve yeni şeyler bulma gayreti her an düşünce yapıma işlemiş olması ciddi anlamda beni etkiliyor. Verilen işi yapan kişi olmaya odaklanmaktan çok, daha iyiye yeni birşey üretmeye odaklıyım.

Maaşlı çalışan olmanın kısıtlamalarından dolayı içimde biriken araştırma ve paylaşma duygusunu faydalı çalışmalara dönüştürmek istiyorum. Bu nedenle de daha önce bahsettiğim video çekimlerine yavaş yavaş başlıyorum. Kadir Köymen bu konuda bana büyük bir örnek oldu. Birkaç amatör deneme de yaptım ve şuan hazır olduğunu düşünmüyorum :) Umarım kendime geldiğimde sizlere bu videolardan ilkini çekmek üzere başlıyor olacağım.

Tekrar iyi bayramlar güzel ülkemin güzel insanları