Murat Uysal

bir matematik mühendisi olarak hislerim ve deneyimlerimden süzülen yazılar dizisi

Bencillik kötü ama "Sencil" olmak da bir o kadar kötü

Bencil olmayı hep çok kötü bir özellik olarak gördüm ve ki öyle de. Ben insanı seven, yaradılanı sev yaradandan ötürü bakış açısı ile çıkar gözetmeksizin seviyorum. Her insan konumu mevkisi ırkı rengi ne olursa olsun hepsi benim için birdir ve değerlidir. Her kim yardıma ihtiyacı olsa yardıma koşmayı ben büyük bir güzellik görürüm ve herkesin böyle olması gerektiğine inanırım.

Bugüne kadar da hep böyle yaptım. Kendimden çok karşımdakini sevip değer verdim. Yardıma ihtiyacı olan birisi var ise üzerime vazife edindim koştum. hiçbirşey yapamadığım gücümün yetmediği de oldu. Mesela yolda yürürken kaldırımda bir evsiz gördüğümde Allah yardımcısı olsun diye kalbi dua ettim. Hastaneye yolum düşüp gittiğimde elimde olsa hepsine şifa veren biri olabilmeyi hayal ettim, dua ettim en kalbi duygularım ile.

Hayat yolumda ilerlerken aldığım kararlarımı kendim ile birlikte ailemi kardeşimi de düşünerek aldım. Sınavlarda kopya çekmeyi asla bir yol görmedim. Hak ettiğimden fazlasını almak asla benim için kabul edilebilir birşey olmadı. Doğru belli idi, orada oldum ve herkesi iyi insan görüp herkese yardım ettim. Üstüme vazife olmayan iyilikleri borçlu gördüm kendimde. Yapmazsam ölürdüm sanki öyle hissettim. Bir arkabam sınavdan kötü not mu aldı, onu ders çalıştırmalıydım. Veya okulu bırakmayı mı düşünüyor hemen anlatırdım neden bırakmaması gerektiğini. Bunun gibi bir sürü şey, ve bu durum bende ileri safhaya ulaştı sanırım. Tüm bunlarla mutlu olurken kendimi düşünmeyi unutmuştum.

Bencil olmak elbette kötü, ancak sencil olmak yani kendinden önce karşıdakini düşünmek meğerse daha kötüymüş. Ben sencil birisiyim. Geriye dönüp baktığımda aldığım kararlarımın merkezinde ben yokum, benim dışımda hayatımdaki insanlara olan faydasını odak noktaya almışım. 

Bu yönümü seviyorum ve kaybetmeyeceğim ama neyi anladım derseniz, bencil olmak ne kadar kötü ve kabul edilemez ise, sencil olmak da o kadar kötü ve kabul edilemez birşeydir.

Hayatta en sevdiğim kelime, "Denge", kendini ve herkesi düşünmek şeklinde dengeli bir bakış açısı ile yaşamak gerekli. Herkese de nacizane tavsiyelerim bunlardır.

Yemek sepetine rakip çıkabileceğine inanmak

Yemek sepeti projesi öncelikle gurur duyduğumuz milli bir proje olması yönüyle ayrı bir yeri vardır. Sektörde ise tek konumdadır. Her ne kadar ticari başarı açısından satışı iyi olsa da, böyle bir projenin ülkemizin elinde kalması ve yerli olarak devam etmesini isterdim.

Peki bunun dışında, gerçekten herkes memnun mudur. Kullanıcı memnun sipariş verebildiği için. Ancak restoranlar bu sistemde komisyon oranlarından biraz şikayetçi. Ayrıca satış sonrası komisyon oranlarını arttığı yönünde bir bilgi de var. Giderek daha fazla pay aldığı için birçok restoran mecburiyetten dolayı devam eder gibi bir durum var.

Buna rağmen yemek sepetine karşı bir rakip proje yapma fikrimden bahsettiğim herkes konuya karşı aşırı negatif ve olacağına imkan vermemekteler. Bense aksine olabileceğine inanıyorum.

Bu amaçla türkiyeyemek.com sitesini kurdum. Hedefim tüm restoranlara bu hizmeti ucuza sunmak ve müşteri ile restoran arasında her iki tarafı da kollayan bir mantıkla sistemi kurgulamak.

Bir hayal bu benim için, lakin bu hayal için şimdilik harcayacak vaktim ve enerjim yok. Umarım bu işe girebilemek birgün mümkün olur.

Teşekkürler.

İç dünyamda olup bitenler

Hergün bir sürü olay oluyor, bir sürü sorun yaşanıyor insanlar arasında. Hepsinin temelinde ego ve hırs var neredeyse. Paylaşmak yerine en çoğuna sahip olmak için mücadele ediyor herkes. Çok şeye sahip olan da mutsuz az şeye sahip olan da. 

Trafik ışıklarında dahi bir düzen yok. Yeşil yanıp ilerleyecek olsam, 2,3 araç geçmekte oluyor önümden. Nice kazalar yapabilirdim eğer yeşil yandı yol hakkı benim deseydim. Veya en basit bir alışveriş için sıraya girsem bir yerde, o sıra öyle gergin ve insanlar öne geçmek için veya az beklemek için sabırsız ki, birbirimize saygı yok derecesinde.

Peki ben ne yapıyorum dersiniz, ben aksine sıramı sabırla bekliyorum. Önüme geçen ve kendini bununla mutlu edebilen insanın acizliğini izlemek için sıramı aldığını anlamamış gibi yapıp sıramı veriyorum. Yüzündeki şapşal mutluluk ile önümde hakkımı gasp etmenin zaferini yaşarkeni, ben içimden o insana acıyorum.

Trafikte ise yeşil yanmasına rağmen geçmeme engel olan kırmızıda geçen araç sürücülerinin yüzlerine bakıyorum. Göz göz gelmek imkansız ama olur ya gelirsem ona zavallı bakışı atar şekilde fırsat kolluyorum. Son sürat önümden geçerken, güya 2 dk kazanmanın zaferi ile mutlu oluyor. Kazandığı 2 dakika ile kaç yılda alınması gereken terbiye ve ahlaktan uzak olduğunun farkında bile değil. 

Ne olurdu ki, kırmızı yanında dursaydık, bir sıra beklerken biraz daha saygılı ve hakkaniyet kollasaydık. Gözlerimiz yaşarsaydı, insanlığımız ile gurur duysaydık olmaz mıydı. Bize bu yakışmaz mıydı. Yardımsever olsaydık, birbirimizi sevip saysaydık olmaz mıydı. Ne gerek var altta kalanın canı çıksın edasınca yaşamaya. Birbirimizin hayatını daha güzel kılsaydık olmaz mıydı.

Çok güzel olurdu, olurdu ve bize de bu yakışırdı. Ben bize yakışanı yapmaya devam edeceğim. Umarım her geçen gün bu yaklaşım daha da yaygınlaşır ve daha güzel bir hayat yaşamamız mümkün olur.

Sevgi ve saygılarımla...

Bakış açısı

Bazen unutuyoruz, hayır gördüğünüzde şer şer gördüğünüzde hayır olabilir diyebilmeyi. Ama öyle olaylar oluyor ki bazen sonrasında baktığınızda o an şer gibi olan şey hayra dönüşüyor .

Bugün evime dönerken aracımla bir yerde durdum. Tekrar yola çıkacağım anda sol tarafımdan gelen motoru biraz yorgunluk biraz da dalgınlık sebebi ile göremedim. Görür görmez  hemen frene bastım, motor sürücüsü de korktu frene bastı ve aracımla çarpmadan durabilse de son anda yan yattığı için yerde kayması endişelenmeme yetmişti.

Hemen aracımdan indim ve iyi misin, iyi misin diye sordum. Tabi bir yandan endişeliyim bir yandan da kendi kendime kızıyorum bir yandan da hay aksi neden böyle olur hep beni bulur bu tip şeyler diye hayıflanıp duruyordum. Çünkü zaten biraz keyifsizdim, ve üstüne üzülmüştüm ve endişelenmiştim kötü birşey olduysa diye.

Aracım yolun ortasına doğru idi trafiği aksatmamak için turlamam gerekti, turladım hızlı şekilde dönüp arkada bir yere park ettim. Gittiğimde vuran kişi kaçtı sanmışlar ve eminler idi. Hayır hayır ben burdayım dedim adamcağızı bırakıp gider miyim hiç dedim. Onlar benim kaçtığımdan öyle eminlerdi ki şaşırmışlardı kaçmadığıma. Bense onların kaçmadığıma şaşırdıklarını görüp insanlığımızın haline şaşırmıştım. İnsani olarak zaten olması gereken bir durum ne kadar beklenmedik bir yaklaşım haline gelmiş ne yazık.

Motordan düşen kişi de bir de baktım suriyeli birisi. Söylediklerini anlamak zor oldu neyin var dedim hastaneye gidelim mi diye sordum ama tam anlamıyordu. Bakkala koştum su filan aldım geldim yanına. Adam şaşkındı, ilgilenmemi görüp sağolsun Allah razı olsun dedi çok kere. İşinden dönen adamcağızın düşmesine her ne kadar tam olarak sebep olmasam da kendimi sorumlu hissediyordum ayağı burkulmuştu. Hastaneye gitmeyi çok istedim ama bir türlü ikna edemedim iyi olduğunu söyledi.

Yanında bekledim iyi olduğundan emin olmak istiyordum. Adam sağol sağol iyiyim demeye başlamıştı. Biraz sohbet ettik, mobilyacı imiş ve ailesi için çalıştığını söyledi. Evden beni beklerler endişelenirler bir an önce gideyim diyordu. Bir motoru vardı muhtemelen başka da birşeyi yok gibiydi. Yüzü tebessümle ve gözlerinde gelecekten ümitle dolu bir adam idi. Ve evine dönerken kaza geçirmişti ancak 2 su aldım diye bana Allah razı olsun diye diye bir hal oldu.

Buradan bir şeyi çıkarım yaptım. Acaba benden önceki kişiler çok mu kötü davranmışlardı da ondan dolayı mı şaşırmıştı ve bunca duayı etmişti bana. Yoksa ben gibi işi gücü herşeyi olup dertle hayıflanan adama bir ders niteliğinde, sadece olumlu ve pozitif birisi miydi acaba.

Umarım benden önceki insanlar gerçekten gözlerinde gördüğüm o memnuniyete sebep olacak kadar kötü davranmamışlardır. Umarım o gerçekten hayat mücadelesinde kararlı ve gelecekten ümitli birisi olarak yüzü gülmüştü ve umarım ben de bu adamdan aldığım dersi unutmayıp daha fazla şükredebilirim.

Allah iyi insanları zalim ve kötülerden korusun inş.

Online pazaryeri sitelerini kullanarak esas satıcıya ulaşmak

Merhabalar,
Uzun zamandır masaüstü bilgisayar ile çalışmaktayım. Ancak artık laptop ihtiyaç ve araştırmalarım devam ediyordu. Hepsiburada sitesinde bir modeli beğendim. Herşey güzel ancak satıcı kısmında hepsiburada olmadığında genelde uzak dururum. Yine öyle yaptım ve başka ürünlere bakmaya devam ettim.

Ancak bir türlü o ürün kadar aradığım kriterleri sağlayan ürün bulamadım. Satıcı kullanıcı adı zaten ürün sayfasında görünmekte idi. Çok basit bir şekilde kullanıcı adını google da yazarak ilgili satıcının sitesini ulaşmak mümkün olduğunu gördüm.

Satıcı gayet güzel bir site hazırlamıştı ve hepsiburada'da bulunan ürünü aradım sitesinde. 2 arama sonrası ürüne ulaştım. Bilin bakalım nasıl bir durum var idi.

Hepsiburada'da ki fiyattan 100 TL civarı daha uygun fiyatlı idi ve ürün ile ilgili bilgi alabileceğim destek hattı vardı. Mesaj attım ürünle ilgili merak ettiğim konularda whatsapp den yazabilir misiniz dedim. Gece vakti olmasına rağmen iletişime geçtiler ve bilgi aldım.

Bu durum bence açık pazaryeri sitelerinin bir açığı gibi bence. Böyle bir durumu engellemek için kullanıcı adını kendileri belirlemeliler bence. Ayrıca sözleşmede bu isim üzerinden doğrudan ve dolaylı olarak satış yapmayı yasaklamalılar. Ayrıca böyle bir kullanıcı adı var ise ilgili domain i sadece hepsiburada sayfasına yönlendirme kuralı eklemeliler bence.

Ney ile nefes almaya başlamak...

Hiçbir zaman şımarık bir çocuk olmadım. Beni tanıyanların çoğu hakkımda iyi şeyler söyleyeceklerdir. Söylenenlere layık olmaya çalışıyorum o sizin iyiliğiniz bence, yaptığım tüm iyilik her ne varsa da, tümünü kalben yapıyorum Allah rızası için. 

Çalışkan ve büyüklerine saygılı birisi olmayı değerli buldum ve hayatımda uygulamaya çalıştım yapabildiysem ne mutlu bana. Belki kusurum oldu ise bazılarına, istemeden olmuştur elbette affınıza sığınıyorum. Elimden geldiğince herkese aynı şekilde doğru ve iyi olmayı ve bu fani ömrümüz bittiğinde iyi hatırlanmak için kalp kırmamaya çalıştım. Hatam elbette oldu ancak içimin rahat olduğu nokta şu ki, gerçekten iyi niyetle çıktığım bir işin, sonucunun beklenen gibi olmaması nedeniyle olması olsa gerek...

İyi insan olmaya çalıştığım ömrümde, Yunus Emre gibi yaradılanı sev yaradandan ötürü anlayışı ile bugünüme geldim. Mevlana gibi ne olursan ol yine gel diyecek şekilde affedici olmaya çalıştım. Ama olmadı, dünya o kadar hızlı dönüyor ve insanlar zamanı o kadar koşarcasına tüketiyor ve bu dünyada sahip oldukları şeylere o kadar odaklanıyorlar ki, sizin iyi olmanız iyi niyetli olmanız sadece sizi gün geçtikçe yaralıyor üzüyor.

Bunlardan niye bahsettim derseniz, bugüne kadar biraz içi dolmuş ama anlatacak ve anlayanı olmayan biri olarak arayışta idim. Ney dinlemeyi çok severim, bu nedenle de yorgunluğumu atmak için akşamları açarım mutlaka. Ta ki dolup taşıp artık bir çıkış ararken ney çalmaya karar verdim.

En iyisinden bir ney alarak işe başladım. Aldığım gibi ses çıkarabilmek büyük motivasyonum oldu. Henüz 3 hafta oldu ve notaları öğrendim. Henüz bir parça çalamıyorum ama inanın onu çalamasanız bile içinizi rahatlatıyor. Sizin yerinize o anlatıyor içinizdekileri...

Ney ile nefes almaya başladım, umarım iyi bir noktaya gelir burada bir ses kaydını paylaşabiliyor olurum.


Güzeldir...

İyi olmak güzeldir, sonunda Allah razı olsundan başka birşey beklemiyorsan...

Boşverip herşeye mutlu olmak güzeldir, eğer vakti geldiğinde acıyı derinden ve sahiplenerek hissediyorsan...

Vicdan sahibi olmak güzeldir, vicdanen rahat olmana mani birşeyin olana dek...

Ağlamak güzeldir, gözyaşını silen birisi bulana dek...

Hayat güzeldir, uğrunda ölünecek birşeyin olana dek...

Ruh güzeldir, Allah'a kulluğunu yapıyor oluncaya dek...

Kaybetmek bile güzeldir, kaybettiğin kaybettiğinden daha çok şeye değene dek...

Karanlıklar ülkesi : Kan Savaşları filmi izlenebilir

Fantastik filmleri sevmem normalde, ancak bu filmi sadece 3d film izlemek istediğim için tercih ettim.

İyi ki de tercih etmişim, şahsen eski serilerini bilmediğim halde, filmi gayet beğendiğimi söyleyebilirim.

Güzel ve akıcı bir senaryosu var. Olağanüstü güçteki karakterlerin dövüşü 3D etkisi ile çok güzeldi gerçekten.

Filmin sonuçta adı karanlıklar ülkesi elbette karanlık bir bir film olması normal ama sürekli karanlık bir görüntüyle film izlemek sanırım bir yerden sonra sıkıcı oldu benim açımdan.

Tabi koca salonda 30-40 kişi olmasına şaşırdım, çakallarla dans haftasının etkisi olabilir belki ama bence daha fazlasını hak eden bir film.

Fantastik filmleri seviyorsanız benden çok daha fazla beğeneceğinizi düşünüyorum. Tavsiye ederim.

İzmir karagol ile ilgili yorumlarım

Herkese merhaba,
Dun bahsettiğim uzere karagol e gitme fırsatımız oldu. Oncelikle ulaşımdan bahsedeyim.

En iyi taraflarından biri yol boyu asfalt yoldasınız. Ancak surekli zikzak çizerek gidilen bir yol. Yol asfalt da olsa surekli donup durmak biraz ulaşımı çekilmez yapabiliyor.  Kardeşim bu sebeple zorlandı ancak ben doga ile ic ice arac kullanmayı sevdiğimden pek etkilenmedim.

Yol bitip karagol e ulaştığımızda kapıda ucret odedik 18 tl araç giriş ucreti.  Kişi başı ücret ise 6 tl idi. Bence ucret fazla, çünkü içeride beklediğim gibi bir tesis ve iyi bir yemek yiyebileceğimiz restaurant yoktu.


Tüm bunlar bir tarafa sessizlik, oksijenin ciğerlerinize buram buram giripte rahat nefes aldığınızı hissetmek ve karşınızda tenha dingin bir gölün olması çok farklı bir duygu. Dinlendiğinizi hissede hissede dinleniyorsunuz. 

Eğer kamp yapma hevesiniz varsa, kiralık çadırlar mevcut. Kiralık çadırları ister piknik sırasında kullanın isterseniz de kamp amacıyla kullanın imkanlar mevcut.

İnsanlardan uzak sesiz ve sakin dinlendirici bir piknik için çok ideal bir yer. Gitmek isteyen herkese tavsiye ederim.