Bu sözde iki güzel anlam var. Birincisi yalnızlığın her türlüsü kötüdür anlamını içerir. Bir diğeri ise yalnızlığın en kötü halinin ise anlamayan insanların arasında kalmak olduğunu söylemektedir.
Öylesine doğru bir söz ki, bunu sık sık yaşayan biri olarak manasını derinden hissediyorum. Bazen etrafınızda onca kalabalık olabilse de seni anlamayan veya anlamayı umursamayan insanlar ile aslında ne kadar yalnız olduğunu anlarsın.
Örneğin hasta olursun geçmiş olsun derler ama bilirsin gerçekten önemsendiğin için değil, toplumsal kabuller ve değerler sebebi ile usulen söylenmektedir.
Ama işin en belki de acı tarafı insanlar da kendi dertleri varken böyle olmakta haklılardır. Haklı olarak böyle davranıyorlar haklı olarak bu şekilde minimal düzeyde önemseyebiliyorlar. Dünya derdi ile dolu insanlık gerçek dostluk ve sevgiyi hissetmeyi unutalı çok oldu sanırım.
Duam odur ki, yalnız kalmasın kimseler, kalırlarsa da en azından saf temiz kendisi ile başbaşa bir yalnızlık olsun bu, kalabalıklar arasında yalnızlıklarda kimse kalmasın inşallah.
Bazen sinemada öyle kısa anlar olur ki o kısacık an içerisinde sunulan oyunculuk bir duygunun ve milyonların hissettiği duyguların dışa vurumu oluverir. İşte bu videoda yalnızlık duygusunun hepimizin hissedip dile getiremediği şeklinin dışa vurumudur. Yalnızlık öyle bir boyuttadır ki, sigara aldığı bakkala anlatmakla kendini ifade etmeye çalışır.
Öyle bir yalnızlık anlatısı ki, bakkalın da adamı umursamaması ile yalnızlık duygusunda ne kadar haklı olduğunu daha iyi anlatmıştır yönetmen.
Öyle bir çaresizlik ve yalnızlık ki, yalnızlığı gidermek için en ucuz sigara birinciyi ister ve onu bulamayınca da en ucuz diğer bir sigarayı sormaktadır. O sigara ile dertlerini biraz hafifletmek istese de, öyle yalnızdır ki dünyanın en soğuk ve umarsız bakkalına kendini anlatarak nefes almak ister. Ve bakkalın asla anlayamayacağı derin duyguları bir ümit ile anlatır anlatır anlatır...
İzmir Ticaret odasında yemek sepeti CEO'su Nevzat Aydın dan başarı öyküsünü dinledik ve çok şey öğrendik.
Kararlı olmak ve gerçekten fayda sağlayan firma olmanın önemi başarı için en önemli etken.
Ancak Nevzat bey bende sanki artık bu başarıyı anlatmaktan sıkılmış olduğu hissini uyandırdı. Bunca işimin arasında böyle işlerle uğraşmak istemediği gibi bi izlenim oldu. Tahminimce birçok sorulan soruyu da kaç kez zaten cevaplamıştır kimbilir.
Açıkçası seminer de biraz artık konu olarak manasız olmuş. Şahsen ben Nevzat bey i görmek için gittim o atmosferi merak ettim. Bence konuyu yeni yemek sepeti büyüklüğüne ulaşabilecek projeler diye değiştirseler daha faydalı olabilirdi.
Şahsen biz türk milleti olarak da başarıdan gurur duymayı biliyoruz elbet ama, varolan başarı gibi yeni başarıları konuşmak daha yerine olur diye düşünüyorum. Ama her şeye rağmen çok keyifli bir sohbetti ve iyi ki gitmişim.
Bencil olmayı hep çok kötü bir özellik olarak gördüm ve ki öyle de. Ben insanı seven, yaradılanı sev yaradandan ötürü bakış açısı ile çıkar gözetmeksizin seviyorum. Her insan konumu mevkisi ırkı rengi ne olursa olsun hepsi benim için birdir ve değerlidir. Her kim yardıma ihtiyacı olsa yardıma koşmayı ben büyük bir güzellik görürüm ve herkesin böyle olması gerektiğine inanırım.
Bugüne kadar da hep böyle yaptım. Kendimden çok karşımdakini sevip değer verdim. Yardıma ihtiyacı olan birisi var ise üzerime vazife edindim koştum. hiçbirşey yapamadığım gücümün yetmediği de oldu. Mesela yolda yürürken kaldırımda bir evsiz gördüğümde Allah yardımcısı olsun diye kalbi dua ettim. Hastaneye yolum düşüp gittiğimde elimde olsa hepsine şifa veren biri olabilmeyi hayal ettim, dua ettim en kalbi duygularım ile.
Hayat yolumda ilerlerken aldığım kararlarımı kendim ile birlikte ailemi kardeşimi de düşünerek aldım. Sınavlarda kopya çekmeyi asla bir yol görmedim. Hak ettiğimden fazlasını almak asla benim için kabul edilebilir birşey olmadı. Doğru belli idi, orada oldum ve herkesi iyi insan görüp herkese yardım ettim. Üstüme vazife olmayan iyilikleri borçlu gördüm kendimde. Yapmazsam ölürdüm sanki öyle hissettim. Bir arkabam sınavdan kötü not mu aldı, onu ders çalıştırmalıydım. Veya okulu bırakmayı mı düşünüyor hemen anlatırdım neden bırakmaması gerektiğini. Bunun gibi bir sürü şey, ve bu durum bende ileri safhaya ulaştı sanırım. Tüm bunlarla mutlu olurken kendimi düşünmeyi unutmuştum.
Bencil olmak elbette kötü, ancak sencil olmak yani kendinden önce karşıdakini düşünmek meğerse daha kötüymüş. Ben sencil birisiyim. Geriye dönüp baktığımda aldığım kararlarımın merkezinde ben yokum, benim dışımda hayatımdaki insanlara olan faydasını odak noktaya almışım.
Bu yönümü seviyorum ve kaybetmeyeceğim ama neyi anladım derseniz, bencil olmak ne kadar kötü ve kabul edilemez ise, sencil olmak da o kadar kötü ve kabul edilemez birşeydir.
Hayatta en sevdiğim kelime, "Denge", kendini ve herkesi düşünmek şeklinde dengeli bir bakış açısı ile yaşamak gerekli. Herkese de nacizane tavsiyelerim bunlardır.
Hergün bir sürü olay oluyor, bir sürü sorun yaşanıyor insanlar arasında. Hepsinin temelinde ego ve hırs var neredeyse. Paylaşmak yerine en çoğuna sahip olmak için mücadele ediyor herkes. Çok şeye sahip olan da mutsuz az şeye sahip olan da.
Trafik ışıklarında dahi bir düzen yok. Yeşil yanıp ilerleyecek olsam, 2,3 araç geçmekte oluyor önümden. Nice kazalar yapabilirdim eğer yeşil yandı yol hakkı benim deseydim. Veya en basit bir alışveriş için sıraya girsem bir yerde, o sıra öyle gergin ve insanlar öne geçmek için veya az beklemek için sabırsız ki, birbirimize saygı yok derecesinde.
Peki ben ne yapıyorum dersiniz, ben aksine sıramı sabırla bekliyorum. Önüme geçen ve kendini bununla mutlu edebilen insanın acizliğini izlemek için sıramı aldığını anlamamış gibi yapıp sıramı veriyorum. Yüzündeki şapşal mutluluk ile önümde hakkımı gasp etmenin zaferini yaşarkeni, ben içimden o insana acıyorum.
Trafikte ise yeşil yanmasına rağmen geçmeme engel olan kırmızıda geçen araç sürücülerinin yüzlerine bakıyorum. Göz göz gelmek imkansız ama olur ya gelirsem ona zavallı bakışı atar şekilde fırsat kolluyorum. Son sürat önümden geçerken, güya 2 dk kazanmanın zaferi ile mutlu oluyor. Kazandığı 2 dakika ile kaç yılda alınması gereken terbiye ve ahlaktan uzak olduğunun farkında bile değil.
Ne olurdu ki, kırmızı yanında dursaydık, bir sıra beklerken biraz daha saygılı ve hakkaniyet kollasaydık. Gözlerimiz yaşarsaydı, insanlığımız ile gurur duysaydık olmaz mıydı. Bize bu yakışmaz mıydı. Yardımsever olsaydık, birbirimizi sevip saysaydık olmaz mıydı. Ne gerek var altta kalanın canı çıksın edasınca yaşamaya. Birbirimizin hayatını daha güzel kılsaydık olmaz mıydı.
Çok güzel olurdu, olurdu ve bize de bu yakışırdı. Ben bize yakışanı yapmaya devam edeceğim. Umarım her geçen gün bu yaklaşım daha da yaygınlaşır ve daha güzel bir hayat yaşamamız mümkün olur.
Sevgi ve saygılarımla...
Bazen unutuyoruz, hayır gördüğünüzde şer şer gördüğünüzde hayır olabilir diyebilmeyi. Ama öyle olaylar oluyor ki bazen sonrasında baktığınızda o an şer gibi olan şey hayra dönüşüyor .
Bugün evime dönerken aracımla bir yerde durdum. Tekrar yola çıkacağım anda sol tarafımdan gelen motoru biraz yorgunluk biraz da dalgınlık sebebi ile göremedim. Görür görmez hemen frene bastım, motor sürücüsü de korktu frene bastı ve aracımla çarpmadan durabilse de son anda yan yattığı için yerde kayması endişelenmeme yetmişti.
Hemen aracımdan indim ve iyi misin, iyi misin diye sordum. Tabi bir yandan endişeliyim bir yandan da kendi kendime kızıyorum bir yandan da hay aksi neden böyle olur hep beni bulur bu tip şeyler diye hayıflanıp duruyordum. Çünkü zaten biraz keyifsizdim, ve üstüne üzülmüştüm ve endişelenmiştim kötü birşey olduysa diye.
Aracım yolun ortasına doğru idi trafiği aksatmamak için turlamam gerekti, turladım hızlı şekilde dönüp arkada bir yere park ettim. Gittiğimde vuran kişi kaçtı sanmışlar ve eminler idi. Hayır hayır ben burdayım dedim adamcağızı bırakıp gider miyim hiç dedim. Onlar benim kaçtığımdan öyle eminlerdi ki şaşırmışlardı kaçmadığıma. Bense onların kaçmadığıma şaşırdıklarını görüp insanlığımızın haline şaşırmıştım. İnsani olarak zaten olması gereken bir durum ne kadar beklenmedik bir yaklaşım haline gelmiş ne yazık.
Motordan düşen kişi de bir de baktım suriyeli birisi. Söylediklerini anlamak zor oldu neyin var dedim hastaneye gidelim mi diye sordum ama tam anlamıyordu. Bakkala koştum su filan aldım geldim yanına. Adam şaşkındı, ilgilenmemi görüp sağolsun Allah razı olsun dedi çok kere. İşinden dönen adamcağızın düşmesine her ne kadar tam olarak sebep olmasam da kendimi sorumlu hissediyordum ayağı burkulmuştu. Hastaneye gitmeyi çok istedim ama bir türlü ikna edemedim iyi olduğunu söyledi.
Yanında bekledim iyi olduğundan emin olmak istiyordum. Adam sağol sağol iyiyim demeye başlamıştı. Biraz sohbet ettik, mobilyacı imiş ve ailesi için çalıştığını söyledi. Evden beni beklerler endişelenirler bir an önce gideyim diyordu. Bir motoru vardı muhtemelen başka da birşeyi yok gibiydi. Yüzü tebessümle ve gözlerinde gelecekten ümitle dolu bir adam idi. Ve evine dönerken kaza geçirmişti ancak 2 su aldım diye bana Allah razı olsun diye diye bir hal oldu.
Buradan bir şeyi çıkarım yaptım. Acaba benden önceki kişiler çok mu kötü davranmışlardı da ondan dolayı mı şaşırmıştı ve bunca duayı etmişti bana. Yoksa ben gibi işi gücü herşeyi olup dertle hayıflanan adama bir ders niteliğinde, sadece olumlu ve pozitif birisi miydi acaba.
Umarım benden önceki insanlar gerçekten gözlerinde gördüğüm o memnuniyete sebep olacak kadar kötü davranmamışlardır. Umarım o gerçekten hayat mücadelesinde kararlı ve gelecekten ümitli birisi olarak yüzü gülmüştü ve umarım ben de bu adamdan aldığım dersi unutmayıp daha fazla şükredebilirim.
Allah iyi insanları zalim ve kötülerden korusun inş.