Amatör şiir seslendirmelerine aynalar şiiri ile devam ediyorum.
Daha almam gereken çok yol var bunun çok farkındayım. Elimden geldiğince iyi seslendirmeye çalıştım.
Umarım çok kötü olmamıştır :)
Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
İşte yakalandık, kelepçelendik!
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.
Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza!
Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vade;
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.
Günah, günah, hasat yerinde demet;
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?
Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan;
Beni beklemeyin, o bir hevesti;
Gelemem, aynalar yolumu kesti.
Necip Fazıl Kısakürek
Yine bayram geldi. Görev bilinci ile bayramı kutlamak serüveni yaşıyoruz. Herkes mutlu gibi güzel elbiselerini giyiniyor. Aslında mutlu olmamak için bir sebep de yok. Ancak mutlu değiliz nedense. Üstümüze bombalar yağmıyor ama mutlu değiliz her nedense.
Birbirimizi gördüğümüze mutlu oluyoruz bazılarımız ama bir çoğumuz görmek zorunda olduğu için görüyor. Dostane tavırlar sergiliyor sever gibi gördüğüne memnun olmuş gibi yapıyor. 3-5 sn lik sahte tebessümler sonrası eski kasvete bürünen yüzlerinizden anlıyorum gerçek düşüncenizi.
Birbirimizin işlerini soruyoruz sanki çok umursuyor gibi. Birimiz bir diğerimizin başarılı olduğu birşey varsa sevinir gibi yapıyoruz. Halbuki içten içe bir kıskançlık ile o an gülümsüyor içinizden bir korku ile o başarıyı alkışlıyor gibi yapıyorsunuz.
Bir dostumuzun bir kötü ve sıkıntılı hali var ise de ona üzülür gibi yapıp ilgileniyoruz. Yada ilgilenir gibi görünüp yardımcı olmaya çalışıyoruz. Halbuki umrumuzda bile olmamasını hissettirmemeye çalışırken ben anlıyorum ele veriyorsunuz kendinizi.
Birbiri ile iyi geçinen insanları duyunca şaşırıyor ve nasıl iyi geçinirler diye içinizden hayret ediyorsunuz. İyi olmalarına sevinmek varken nasıl iyi olurlar diye şaşırıyorsunuz. Dostluk samimiyet nerede, bayram günü bayramı böyle boşa harcamak niye. İnsan işte hep kaybetmekte hep aldanmakta bile bile de devam etmekte. Heyhat...
Birbirimize midemizi bozmaya gayret edercesine baklava komasına sokmaya çalışırken güya sevgimizi göstermeye çalışıyoruz. Ama içten bir nasılsın deyip sarılmaktan acizken bir yufka arasındaki cevizi ikram ederek şirin gözükmeye çalışıyoruz.
Bayram demek bu mu gerçekten. Ya bayram bu değil, ya da biz bayramı yaşayamadığımız için bayram değil. Her ne ise sebep bilmiyorum ama bayram kesinlikle bu değil...
Üniversite yıllarımda çok istemiştim yurt dışına gitmeyi. Ancak şartlar gereği bir türlü nasip olmadı. Yüksek lisans eğitimi almayı düşünmüştüm o da işler nedeni ile bir türlü mümkün olmadı. Hal böyle olunca yıllar geçti iş hayatında kaybolup unuttuk gittik.
Ancak yıllar sonra sonunda bir yurt dışı tatili şansı yakaladık. Bir arkadaşım ile yıllarca projeler ve yazılımlardan bahsetmiştik ancak sonunda tatil gibi bugüne dek pek işimiz olmayan bir konudan bahsetmek mümkün oldu :)
Ağustos ayında gitmek üzere hazırlıklara başladık bol bol resim çekicem döndüğümüzde facebook ve instagram profilimizde bol bol resim paylaşıyor olacağız inş. :)