Murat Uysal

girişimci / matematik mühendisi / yazılım uzmanı / hislerim ve deneyimlerimden yazılar

Herşey Sende Gizli - Can Yücel

Harika bir şiiri layıkı ile seslendirmek isterdim ama daha çok yol var önümde biliyorum.

Ancak iyi olan birşey var ki ilk seslendirmelerimden sonra sürekli bir iyiye gidiş var gibi. En azından artık daha hızlı şekilde vurgulamayı yakalayabiliyorum. Ama önem verdiğim şey çok güzel okumak da değil zaten. Bu güzel şiirler ile benim sesim yeterince güzelleştiğini düşünüyorum.



Herşey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın 
Kanatların çırpındığı kadar hafif.. 
Kalbinin attığı kadar canlısın 
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç... 
Sevdiklerin kadar iyisin 
Nefret ettiklerin kadar kötü.. 
Ne renk olursa olsun kaşın gözün 
Karşındakinin gördüğüdür rengin.. 
Yaşadıklarını kar sayma: 
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; 

Ne kadar yaşarsan yaşa, 
Sevdiğin kadardır ömrün.. 
Gülebildiğin kadar mutlusun 
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin 
Sakın bitti sanma her şeyi, 

Sevdiğin kadar sevileceksin. 
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer 
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın 
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer 
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın. 
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret 
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın 
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın 
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak. 
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın 
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü. 
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin.. 

İşte budur hayat! 
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın 
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün 
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun 
Çiçek sulandığı kadar güzeldir 
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli 
Bebek ağladığı kadar bebektir 
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren, 
Sevdiğin kadar sevilirsin...

Can Yücel
Seslendiren: Murat UYSAL

Hayatı daha iyi çözümlemek mümkün, mandıra filozofu bunu öyle güzel anlattı ki.

Çocuklar duymasın ile tanıdığımız Mustafa Ali ve sonradan mandıra filozofu filmi ile devam eden bu karakter, şakayla karışık çok haklı şeyleri anlatıyor bence.

Gülüp geçtikten sonra, düşünmeden edilmiyor yani. O kadar güzel videolar ki arada izlemeden edemem.

Mesela aşağıdaki videoda istanbulda geçen dönemimde o otobüslerdeki insanların ayakta son sürat hızlanıp fren yapan otobüslerde nasıl zorlandığını görüyordum. Koca koca insanların bence beyfendi insanlar olduğunu düşündüklerim dahi o beyfendiliği bir kenara bırakıp, metrobüste yer kapmak için diğer insanları itip kakabildiğini görmüştüm.

Şimdi bu duruma aşağıdaki video çerçevesinden bi bakınca insan biraz gözleri dolar gibi olmuyor mu sizce de ?



Aşağıdaki video da iş dünyasındaki acı durumu ifade ediyor. Gerçekten onca emek ve beceri ile donanmış çalışanlar birçok üst çalışan altında ezilmektediler. Tabi bu videodaki durumun gerçeklikten uzak kalan bir yönü şu, o da çalışanların gerçekten özverili ve samimi olmama gereçeğidir. Bu gerçeğin dışında elbette çok haklı. Bizler de belli bir eğitime sahip insanlar olarak iş görüşmelerinde ilk okul mezunuymuş gibi manasız sorular sorulduğunu görmekteyiz.




Sınav sistemi ve eşitlik hakkında da güzel tespitler.





İstanbul güzellikleri ile bizi büyülerken işte oradaki yaşam içinde İstanbul'a olan uzaklığımızı anlatıyor.





İlk gözağrım şiirim: Sevgilerde, Behçet Necatigil


Şiiri dinleyen bir kişi olmaktan öteye gitmemi sağlayan şiirim sevgilerde şiirine burada yer vermemiş olmak büyük bir eksikti.

İlk amatör deneyimimde arka planda gelen mouse sesleri eşliğinde öylece yayınlayıvermişim :)

Kişisel düşüncem ne derseniz şiirleri güzel okuduğumu düşünmüyorum. Belki ileride beğenebilirim ama şuan mümkün değil.

Peki neden okuyorum sizce ?

Sebebi şu; çünkü kötü de olsa güzel bir şiiri seslendiriyorum diye düşünüyorum ve ne kadar kötü okuyabilirim ki. Öylesine güzel mısralar ki benim kötü okuyuşum bunu çirkinleştiremez benim çirkin okuyuşum bile buna yetemez.

Ölüp gideceğimiz bu dünyada, birgün sıra bize de gelip çekip gittiğimizde olur ya zevksiz birileri benim çirkin okuyuşumu beğenir de şiirin hatrına da olsa belki birileri dinler ya, işte o milyonda bir ihtimal için bu denemelerime devam edeceğim.

Bana bir iyilik yapacaksınız, şiir seslendirmelerimi beğenme ihtimali olan zevksiz insanlar bulun ve bir kişinin daha dinlemesine vesile olun.

Hatta beğenen değil beğenmeyecek olan kişiler de olur, dinleyin beğenmeme tuşuna basın. Beğenmeniz umrumda değil tek beklentim, bu geri gelmesi imkansız zamanın, ömrünüzde şiir sürem kadar bana vakit ayırmış olmanız bana yeter.

Kötü yorumlar da yapabilirsiniz, lakin bana değil şiirlerin yazarlarına saygıdan çok kötü yorum yapmayacak kadar da onların hatrına bana acırsınız diye düşünüyorum. İyi okuduğumu iddia etmiyorum, ama belki şiirleri sizden daha çok sevip şairlere sizden çok saygı duyduğumu iddia edebilirim.

İşte bu bakış açısı ile seslendiriyorum.

Tüm beğenmeme butonu bana gelsin, şiirlere ve onları yazanlara söz gelmesin yeter...

saygılar...


Avrupa turumuz sonrası

Avrupa turumuzu tamamladık. Birbiriden şaşırtıcı brçok düşünce ile güzel bir tatili tamamladık.

Bu tatil, herşeyden önce birçok güzel dostluk kazandırdı. İyi insanlar ile iyi bir tatildi.

5 ülke gezdik, Almanya, Hollanda, Fransa, Lüksemburg, Belçika

Tüm bu ülkeler birçok yönü ile çok güzel olsa da bazı noktalarda bizi zorladılar.

- Damak tadını bir türlü bulamadım. İçtiğim su tadı dahi nedense tam aradığım su tadı değildi.
- Çay kültürü olmaması kahve odaklı olması şöyle demleme bir çayı arattırdı bize.
- Domuz eti içermeyen yemek olmayınca, hep ton balıklı tost yemek zorunda kaldık. uzun süre yemeyi düşünmüyorum :)

Bunlar dışındaki konulara gelirsek tabi iş değişiyor. Çok etkileyiciydi.

İlk olarak Almanya Düsseldorf a indik, oradan hollandaya otelimize geçtik. Otelimiz otantik güzel şirin bir oteldi. İlginç bir lobisi vardı birbirinden ilginç alet edavatlar ile dolu bir lobi idi. Keyifli bir başlangıç olmuştu. İşte aşağıda otelin lobisi :)
    


Holanda gezimizin en güzel yerlerinden biri tabi ki şehir içerisinde binalar arasında bir gemide olmaktı. Şehri deniz yoluyla geziyor olmak çok ilginç bir duyguydu. Kulaklıkta ise tercih edilen tüm dillerde o an gezilen yerin tarihçesi anlatılmakta idi.





Hollanda turdaki herkesi çok etkiledi. Bu konuda çok haklı gerekçelerimiz var ancak buna bir örnek de ayağımızın toprak ve çamur olmadan çıkabildiğimiz aşağıdaki köyden gelmekte :) Bu köylü bence gerçekten milletin efendisi olsa gerek :)






İlk gün beslenme konusunda zorlandık aradığımız türde gıdalar yoktu bu nedenle mecburen otelde sabah kahvaltısında türk lezzetlerine yakın olan bazı gıdalar imdadımıza yetişmişti. Tespit ettiğimiz bazı gıdalardan fazla fazla alıyorduk arkadaşımla ve yemediklerimizi çöpe atmak yerine çantamıza koyuyorduk. Hem israf olmuyor hem de gün içerisinde eğer aradığımız gibi bir restaurant bulamazsak bu yiyecekler ile günü idare ediyorduk :)



Sonrasında Belçikaya geçtik. Tabi çikolata almadan olmazdı. Ama açıkçası çikolata merkezi bir yerde fiyatlar daha makul olmasını beklemiştim pek öyle olmadı. Fiyatlar gayet yerinde idi. Tabi bizde pazarlık sünnettir dedik inglizcemizin yettiğince pazarlık ederek güzel bir indirim ile toplamda 12 paket çikolatayı 9-10 paket adet fiyatına ikna ettik. İşletme sahibi de bizi sevdi baya resim çekilde facebook sayfalarında paylaşacaklarını söylediler :)

http://roidor.be/



(Devamı gelecek )

Yemekx.com ne oldu, battı mı kapandı mı ?


Yemek sipariş siteleri hep takibimdedir. Yemeksepeti satışı sonrası bir yerel markanın yükseleceği heyecanı ile ayrıca takip etmeye başladım.

Yemekx.com bu siteler arasında benim en güçlü gördüklerimden idi.

Ancak bugün bir şok yaşadım. Aşağıdaki gibi çok ayrıntı vermeksizin bir açıklama yer alıyor.

" YemekX.com hukusal sebeplerden dolayı bir süre hizmet veremeyecektir.Anlayışınız için teşekkür ederiz."

Ayrıntılı bir açıklama bekliyoruz umarım kısa zamanda bir bilgi verilir.



Bazen bazı şeyler öyle iyidir ki, bazı şeylerin kalitesizliği onu etkilemez


Bu kayıt youtube da ve hegün dinleniyor. Benim gibi birçok Barış abinin hayranı ve eserlerini severek dinliyorlar.

Ancak bu videoda o neyin mükemmel ahengi ve etkileyiciliği dışında birşeyi daha hissettim.

Örneğin bu videoda kayıt kötü, ses net kayıt edilememiş biraz buğulu ve tam anlamı ile sesi alamadığımız bir durum var.

Ama bakıyorum da bu kötü kayıta rağmen ara ara düzenli dinliyorum.

Buradan neyi anlıyorum, bazı şeyler öyle iyidir ve güzeldir ki, dolaylı çirkinlikler ve onun dışında onu çevreleyen çirkinlikler bile onu çirkin yapamıyor.

Bu ton ve aheng ve duygu öylesine güzel ki kötü kayıt cihazı, kötü ekran çözünürlüğü ve diğer birçok faktör onu kirletememiş.

Bence böyle insanlar var dünyada. Onca kötülüğün ve çirkinliğin arasında temiz kalabilmiş ve bu nedenle her ne olursa olsun bu kirli dünyada onların temizliği her zaman belli oluyor.

Umarım öyle güzel insanlardan birgün bende, bizde olurum.

Sanat böyle güzel birşey galiba, sanat kadar eşsiz olmak duasu ile keyifli dinlemeler...

Youtube sayesinde zamanın değerini anladım: 5 sn bile ne kadar uzun

Gün içinde zaman geçip gidiyor. Zamanlar tüketiyor, ömrümüzü bitiriyoruz.

Ama bunu daha iyi anlamamı sağlayan youtube şaşırttı gerçekten. O sevdiğin bi videoyu 5 sn beklemek gerçekten geçmiyor, resmen insanı öyle bir anlıyor ki 5sn bile bu kadar uzunken, koca günü tüketen insan nasıl büyük bir sermayeyi kaybediyor meğer.

Vakit gerçekten değerli, iyi kullanmak duası ile inş. sevgiler saygılar.

PMP Head First Proje Yönetim Kitabı Tavsiyesi


Birçok yazılım projesinde hatalı proje yönetiminin ne kadar büyük kayıplara neden olduğunu acı şekilde şahit olmuş birisiyim.

Bulunduğum projelerde kimisinde alt çalışan olarak projelerde bulunan birisiydim ve bence bu nedenle hataları görmek daha kolaylaşıyor.

Çünkü yöneten kişiler hatalı yönettikleri kişilere benim kadar yakın değilllerdi. Bu sebeple aslında yeteneklerin nasıl yanlış noktaya odaklandığını görmem daha kolaydı.

Bu farkındalığımın temelinde ise hiç şüphesiz büyük bir dikkatle okuduğum ve sizlere de tavsiye ettiğim Head First PMP kitabı var. Bu kitaptan çok şey edindim ve bizzat burada anlatılan hataları yaşayarak gördüm.

Nacizane tavsiye ediyorum. Bu alanda ilerlemek istiyorsanız kesinlikle okumalısınız.

Yanlışlara karşı doğru insan olmaya çalışırken sonuç: Ben Hep Yanıldım

İnsan yaş ilerledikçe maalesef acı gerçekleri görüyor ve kabul etmek istese de istemese de bu gerçeklerin gerçek olduğunu biliyor. Ne kadar saf biri olduğumu her geçen gün hayat bir kez daha yüzüme yüzüme haykırıyor.

Yıllardır etik ve iyi niyetli olduğum için ( etrafımdakiler öyle diyorlar ben kendimi hep en kötü bildim ) bu yönüm takdir edildiği için daha bu alanda kendimi ilerlettim. Daha etik, daha saygılı daha çok insanları seven biri olmaya odaklandım hayatımı hep böyle ilerlettim. Adalet bu dünyada en değer verdiğim iç duygum idi.

Şimdi bugünüme baktığımda acı acı kendime gülüyor tebessümle ne büyük bir yanılgı içindeymişim onu görüyorum.

Neyi anladım artık, maalesef gerçek olmasını istemediğim şeyleri anladım.

- İyi insanları insanlar daha çok sever sanmıştım aksine eziyorlar, normalde kendilerini ezen insanlara yapamadıklarını iyi olduğunuz için size yapmakta hak görüyorlar. Aksine adil olmak gerekirse ezen kişiye karşı cevap vermeli iyiler birbirine daha iyi davranması gerekir sanmıştırm. Yanıldım....

- Kibar konuşan karşısındakini dinleyen ve özellikle karşısındaki insanın sözünü kesmeden bekleyip sözü bitince konuşmaya başlayan birisi olmayı hep önemsedim. Ama karşılık olarak ben bekledikçe karşımdakilerin susmadığını ve ben bekledikten sonra konuşurken sözümü kestiklerini gördüm. Sandım ki ben böyleyim diye onlar da benim sözümü kesmeyecekler. Yanıldım...

- Kantinde sıra beklerken en sona geçtim, orta sıralarda bekleyen arkadaşıma siparişlerimi alması için para verip arkadaki insanları gözlerinin içine baka baka aptal yerine koymadım. Hatta ben orta sırada beklerken bana sipariş veren arkadaşlarımın siparişlerini almadım arkamdaki insanların buna razı olmayacağını düşündüm. Bunlar doğru idi ancak benim böyle olmam değer göreceğine diğer insanlar tarafından enayilik olarak algılandı. Yanıldım...

- İstanbulda öğrencilik dönemimde metrobüslere binerken etrafımdakilerin insan olduğunu unutmadım, ağır hareketler ile kimseye çarpmadan kimseyi incitmeden inip binmeye çalıştım. Bu sebeple çok az kere oturabildim o koltuklara. Ama çok kez beni yere düşürecek kadar sert itip geçenlerle yaşadım. Kendimce bu iyi bir davranıştı, bu iyilik elbet karşılığını bulacaktı birgün. İyi insan olmak ne güzel şey idi mutluydum, saygı göstermeyen onca insana rağmen böyle biri olmak güzel bir duygu idi, ancak o koltukları kapan insanlar az önce bana omuz atıp geçen o insanlar, bana enayi gözüyle baktıklarını yeni anladım. Yanıldım...

- Yardımsever olmayı değerli gördüm, yardım etmekten hep mutluluk ve huzur duydum. Bana ihtiyacı olup yetiş diyen her kim olsa koştum, bu benim için Allah katında değerli birşey idi ve karşılık beklemedim. Ancak karşılk beklemediğim bir konu olsa da bazen yardıma ihtiyaç duydum, ama kimse gelmedi. Sandım ki onlar da bana borçlu diye değil Allah rızas için zaten koşarlar ama yine Yanıldım...

- Genelde aramaya çalıştım sevdiğim herkesi, aramalarını beklemedim. Tamamen saf ve karşılıksız şekilde aradım sordum mutluluklarını paylaştım merak ettim haberdar olmak istedim hepsinden. Sandım ki onlar da beni nasılsa ararlar sorarlar, lakin ben aramayı bıraktım ben bırakınca onlar da bir daha aramadı zaten. Yine yanıldım...

- Kötü ve argo söz kullanmadım ve bunu değerli gördüm, hak edene dahil hak ettiği küfrü etmedim sustum. Ben kendime öyle konuşmaları asla yakışır görmedim. Sandım ki insanlar buna değer, sonra öyle yönlerini gördüm ki insanların çok daha fazlasını hak ediyorlarmış meğer. Yanıldım....

- Askere vatan görevi dedim, gerçekten kalben istekle gittim. Yıllardır boyun fıtığı sıkıntım vardı zorlanmıştım hep, ancak kim bilirdi günde 7 saat nöbet tutulacak bir askerlik denk geleceğini. Nöbet tuttum, atış yaptım herşeyi elimden geldiğince yaptım. Bişey yaptım sayılmaz bu vatanımız için bizimki iş bile sayılmaz lakin zorlanmıştım, bin katı zor göreve hazırdım ancak o nöbet bana fiziki olarak büyük külfet idi. Samimi idim, halimi dürüstçe anlattım, raporlarımı gösterdim nasılsa ben doğru söylüyordum emindim kendimden, dürüst bir askere komutanlar adil davranır sandım. Orada da yanıldım, rol yapıp revire çıkanlar arasında görevimi yapmakta idim. Akıl bile verdiler at kendini yere diye, gerçekten düşmeden neden kendimi yere atayım ki dedim, nasılsa komutanlarım iyi bir askere yardımcı olurlar sandım. Yine yanıldım.

Yürüyorum ayaktayım diye beni iyi sandılar, aksine yalan söylüyorum sanıp inanmadılar doktora göndermediler. 3 ay sonra ilk doktora gittiğimde benimle alay ederek muayeneye başlayan doktor emar sonucumu görünce sustu ve senin nöbet tutmaman lazım dedi.

Yanıldım yine yanıldım. Sandım ki dürüst olanlar daha iyi muamele görür, yine yanıldım. Üzüldüm, kırıldım, en kötüsü de böyle şerefli bir vatanın güzide komutanlarının vatan sevgim için verdiğim gayreti umursamayıp, dürüst davranan bana yalancı muamelesi yapmasını hiç unutmayacağım. Çünkü ben yalan söylemem. Söyleyemem. Yapamam...

Bu vatan için bir boynum zorlanmış çok mu, canımız feda ama böyle düşünen bir askere de bu tavır olmadı yakışmadı ki yine yanıldım...


- Güçlünün yanında olmayı hiç sevmedim, mazlum yanında olmak her daim en çok huzur duyduğum yer oldu. Güçlünün yanında değil haklının yanında oldum. Bu çok güzel bir davranıştı, ancak birgün ben mazlum olduğunda yanımda durduğum o mazlumları aradı gözlerim bulamadım, yine yanıldım.


Peki bunları yaşadım diye denemedim mi değişmeyi. Çok denedim kaç dedim artık böyle biri olmayacağım. Artık farklı biri olacağım.

Olabildim mi hayır. Ben ne ise oyum.

Değişemedim, ve değişmeyeceğim. Sana inat iyi kalacağım dünya...