Murat Uysal

bir matematik mühendisi olarak hislerim ve deneyimlerimden süzülen yazılar dizisi

Garip bir teşhis: proje zehirlenmesi

Merhaba sayın üçbeş okuyan nadide okurlarım. Az olan daha değerlidir derler ya, az olduğunuz için çok kıymetlisiniz. Tabi çok olsanız da değerli olurdunuz ben o konuda adil biriyim. Ancak yine de ne bileyim az olunca bizbize gibi oluyor daha değerli tabi. Ve yine hiçbir yerde göremeyeceğiz değişik bir tespit ile karşınızdayım.

Proje zehirlenmesi nedir ?

Proje zehirlenmesi diye birşey var bence. Tanımlamak gerekirse, özellikle bizim kuşak ve bizden biraz önceki kuşakta bulunma olasılığı yüksek bir rahatsızlık. Semptomları şu şekildedir, kişi öyle bir ruh halindedir ki bütün hayali tek bir proje veya birkaç proje olacak şekilde bütün planlarını yapması ve nasılsa ileride o projelerden biri sayesinde ciddi bir başarı elde edeceğini düşündüğü için hiç de makul ve mantıklı olmayan riskleri kolayca alabilecek suni bir cesaret ruh halidir.

Bir kişi bu zehirlenme halinde ise, genelde pozitiftir ancak dışarıdan baktığınız, aslında içinde bulunduğu durumun hiç de iç açıcı olmadığı gün gibi ortadadır. Yani neden böyle düşündüğünü anlamaya çalıştığınızda bir sebep göremezsiniz, çünkü kafasında o "birgün ulaşacağı muazzam başarı" 'nın kesinlikle olacağını varsaydığı için, içinde bulunduğu tüm olağanüstü sorunları ve kayıpları gözardı ederek önündeki uçurumu görmüyordur.

Proje zehirlenmesi ile ilgili kişisel deneyimlerim

Bu zehirlenmeyi neden iyi biliyorum derseniz, kişi kendinden bilir işi diye bir tabir vardır. Benimde uzun bir dönem içinde olduğum bir durumdu bu ve ancak kurtultuktan sonra farkına varabildim. "bir dakika ya neden hala bu başarı gelmedi" diye afalladığınızda, jeton düşüyor.

Kendimden örnek vermek gerekirse, üniversite yıllarımda başladığım freelance projeler bir özgüven verip etrafta duyduğum milyonluk şirket olan bir sürü girişim haberi sonrası, sanki çok kolaymış gibi gelen o başarıya ulaşma güdüsü gelişiyor. Bu nedenle de özgüven gösterip, üç kuruşa yazdığım intranet sonrası İstanbul'da ofis açamamam ve maddi yetersizlik sonucu aileme daha yakın olan bir yere gelip, İstanbul gibi yazılım konusunda en büyük merkezi bırakıp İzmir'e gelebiliyor insan. Geldikten ciddi maaşlara çalışmak yerine, sıkıntıları göğüslerim nasılsa, ben yaparım gazı ile iş kuruyorum ve kıt kanaat iş yapmaya çalışıyorum. Üniversite yıllarımda çok çalıştığım ve kurslara gittiğim için teknik bilgi düzeyim yaşıtlarıma göre iyi olmasına rağmen yaşıtlarımın kazandığı paranın 1/4 ü ile idare ediyorum. Kendi ofisimi açıyorum bir sürü masraf borç ve iş koşturup müşteri problemleri de çekiyorum. Ödemeleri alamıyorum v.s v.s....

Sabrımın hiç taşmadığı anormal şartlarımı biraz daha betimlemeye çalışayım. Kliması olmayan akşama kadar güneş alan bir ofiste tek masa tek sandalye ve hala yenileyemediğim üniversite döneminden elimde kalan yavaş mı yavaş laptop ile outsource iş yapıyor ve hergün sabah vaktinde kalkıp genelde gece yarılarına kadar normal bütçesinin yarısı hatta 1/4 üne alabildiğim işleri yapıyorum. Nasıl yorgun nasıl bitap, ama bir gram şikayet yok ve mutluyum. Kesinlikle normal bir durum değil ve üniversite bitirmiş birisi olarak artık belli maddi güç hedeflemek varken, o proje zehirlenmesi yüzünden tutkuların peşinden koştuğumu sanıyor ve aslında ömrümden çalıyorum. 

Sonuç olarak çok samimi söylüyorum ki asla zerre pişman değilim, çünkü sıradan bir yol sıradan deneyimler kazandırırdı ve şuan eğer bakış açımdan memnun isem sebebi bu yolu seçmemden dolayıdır. Proje ölçeklemesi yapabilmem ve her türde insanı anlayabilmemi bu şekilde bir yolu seçmeye borçluyum. Aslında seçtiğim yolda problem yok, tek sorun proje zehirlenmesi dediğim konudan dolayı. Yani bunun yerine çok daha ürün bazlı odaklansaydım, eminim şuan belirli bir sektörde iyi bir yazılım tutundurmuş olurdum.

Proje zehirlenmesinden nasıl kurtulabiliriz?

Proje zehirlenmesi dediğimiz şey bence böyle birşey. Girişimci olmalıyız karşı değilim ama çok ince bir çizgi var. Eğer o denge doğru değilse gerçekten kayıplar büyük oluyor. Ben halen etrafımda kendimi gördüğüm sayısı az olmayan insanları nacizane üslubu ile ikaz etmeye çalışıyorum.

Kurtulmanın tek yolu, iç sesinizi ve ego duygunuzu kenara bırakıp gerçekten mantık dahilinde değerlendirmeniz gerekiyor. Yani olacak ya inanıyorum filan gibi cümleler kurmak zorunda kalıyorsanız çok geç kalmış olabilirsiniz. Öyle bir cümle geçerli değildir. Bu proje olacak çünkü diye başlayıp gerçekçi onlarca cümle kurabilmeniz gerekiyor. Satış noktasında nasılsa alırlar süper birşey gibi sahte tespitler yerine, sektör analizi yapıp potansiyel müşteri adetini belirlemek ve ciddi anlamda satış gücü belirlenmelidir. Sonuçta kimse sizin hayaliniz veya çok istiyorsunuz diye o işe ödeme yapmaz, gerçekten işe yaramalısınız. Siz olacak deyince olacak bişey değil. Olmayacak birşey ise o ne yaparsanız yapın olmayacak. Tek fark siz yıllarınızı harcayıp anlayacaksınız....

Etrafımda bu önerileri aktardığım zehirenmiş bu kişiler sayesinde birşeyi daha anlıyorum ki, bu dibi görme sarsıntısı kaçınılmaz, çünkü karşısındaki insanı anlamaya ve dinlemeye karşı kapalı olmaya sebep olan bu zehirlenmenin geçmesi maalesef herkes için dibi görmek ile mümkün sanırım.

Yaklaşık 2-3 yıldır mücade etsem de henüz dibi görmeden beni anlayıp haklı göreni olmadı, ama umarım birgün olur ve burada bir yazı olarak onun hikayesini kaleme alabilirim..

Teşekkürler saygılar...
Comments are closed