Murat Uysal

girişimci / matematik mühendisi / yazılım uzmanı / hislerim ve deneyimlerimden yazılar

Berlin'de ilk 2 gün ile yazı serimiz başlıyor :)


Merhaba herkese,

Berlin'e geçmeden önce, öncesinde denediğim birçok şey sonrasında artık bazı şeyleri yapabilmem için doğru yerde olmadığımı hissettim. 

Bu sebeple İzmir'de çok nadir bir iş imkanımdan fedakarlık ederep istifa ettim ve 2 ay almanca ön hazırlıklarımı tamamlayıp, yoğun ve zorlu bir vize başvuru sürecimi tamamlayıp sonunda geldim ve 2 gün oldu bile.

En son söyleyeceğimi hemen söyleyeceğim, buna değdi mi diye düşündüğümde, kocaman bir EVET cevabı geliyor içimden. Döktüğüm her ter ve vazgeçtim imkanlar ve konfor alanımı terk etmenin her yönüyle emeklerime değdi ( yada değeceği kesin ). 

1. Gün: 

Uçak biletimi İzmir'den en ekonomik olarak sunexpress ile Munih'e gelmekte buldum. 06:00 da uçağa bindim. Uçuş süresi 2 saat 50 dk ancak varış saatim 06:50 :) bu 2 saatlik fark bile harika işime yaradı.
Sabah erken saatte burada olmak için gayet normal bir saatte uçağa binip gelebilmiştim :)

Munih havalimanından ise Easyjet den aldığım Berlin bileti için henüz 2 saatim vardı. Bu iyi bir fırsat oldu, çevreyi havalimanındaki insanları ve ortama yavaş yavaş alışmam adına güzeldi. Ancak havalimanı büyük olması gayet doğal ama yönlendirme işaretlerinin biraz yetersiz olduğunu düşünüyorum. Çünkü daha önce de çok fazla yurt dışında bilmediğim havalimanlarına gitmiş birisi olarak, hiç bu kadar istediğim yeri bulmakta zorlandığımı hatırlamıyorum.

Berlin'e vardığımda, saat 11:30 olmuştu ve tekrar valiz alma işlemlerini beklemeye başladım. Size tavsiye, mümkünse valizleri önceden kargolatın. Tabi bunu öneriyorum, eğer benim gibi akraba ve dostlarınızın sizin için hazırladığı harika yiyecekleri getirmek zorunda iseniz :)

Goethe Institute Berlin'e ulaştım ve konaklama detaylarımı ve birkaç diğer faydalı rehberlik sonrası yola koyuldum. Maalesef ilginçtir ama eve ulaşmakta da çok zorlandım, google haritada en az 1 veya 2 transfer ile gidebiliyordum ve seçtiğim güzergah transfer noktasında inşaat çalışması vardı ( Şaşırdım mı hayır :) )  Biraz fazla yürüdüm ancak, sonuçta başardım evime ulaştım :)

Bir aile yanında kalıyorum ve çok iyi bir ortam, ingilizce ile başladık elbette tanışmaya ancak öğrendiğim tüm almanca bilgisini kullanma gayreti ile iğrenç almancama katlanmak zorunda bırakıyorum insanları ama çok yardım sever insanlar var her yerde :)

2. gün

Kurs ortamı ise çok daha güzel, çünkü dünya karması gibi, kanada, yeni zelanda, çin, hindistan vb. birçok ülkeden insan var. Eğitim veren öğretmenimiz ise çok iyi, çok kaliteli bir anlatıma sahip.

İlk gün bu şekilde idi özetle, kaldığım yerde ise en beklemediğim kritik sorun internet oldu. 1 gün internetsiz dayanabildim en fazla. Ancak Vodafone her yerde hotspot sağladığı için hiç bir yere gitmeden, taahhüt vermeden ücretini ödeyip ( 9 euro ) 7 günlük internet aldım. Kendi vodafone hattımı alana kadar en iyi yol bu gibi görünüyor. 

Başka neler yaptım, peaky blinders dizisine başladım. Netflix de türkçe, ingilizce ve almanca hem altyazı hem seslendirme olması büyük avantaj. Haliyle bu dizi de dinlediğimi anlama yönümü geliştirecektir.

Gelelim Berlin'e. Berlin i şimdiye kadar değerlendirdiğimde çok ama çok beğendiğimi saklayamayacağım. Sokaklar temiz, hava rahatlatıcı bir serinliğe sahip, zaman zaman da güneş çıkıyor(aksi söylenmişti). Sakinlik dinginlik var her yerde. Saat 10 a doğru sokaklar bomboş tüm dükkanlar kapalı. Bunu Türkiye'de iken duyduğumda garip gelmişti ama olması gereken birşey. Kursum akşam olduğu için dönüş yolunda saat henüz 21:30 iken tek tük dükkan kalıp onların da kapanmak üzere toparlandığını görmek ilginç bir his. Kafe, market veya diğer her türlü işyeri kapanıyor. Sadece alkol satan yerler tek tük açık oluyor. 

Şimdilik bu kadar. Almanca öğrenmek için çok iyi bir fırsat yakaladım, şuan iyi gidiyor. 

Buradan gelişmelerden sizleri haberdar ediyor olacağım. 


Comments are closed