Murat Uysal

girişimci / matematik mühendisi / yazılım uzmanı / hislerim ve deneyimlerimden yazılar

Aynalar Şiiri - Gönülden Denemeler


Amatör şiir seslendirmelerine aynalar şiiri ile devam ediyorum.

Daha almam gereken çok yol var bunun çok farkındayım. Elimden geldiğince iyi seslendirmeye çalıştım.

Umarım çok kötü olmamıştır :) 


Aynalar, bakmayın yüzüme dik dik; 
İşte yakalandık, kelepçelendik! 
Çıktınız umulmaz anda karşıma,
Başımın tokmağı indi başıma.

Suratımda her suç bir ayrı imza,
Benmişim kendime en büyük ceza! 
Ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme! 
Acı, hapsettiğin sefil gölgeme!

Nur topu günlerin kanına girdim.
Kutsi emaneti yedim, bitirdim.
Doğmaz güneşlere bağlandı vade; 
Dişlerinde, köpek nefsin, irade.

Günah, günah, hasat yerinde demet; 
Merhamet, suçumdan aşkın merhamet! 
Olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
Gözyaşı döksem, Nuh tufanına denk?

Çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
Bakamam, aynada, aynada vicdan; 
Beni beklemeyin, o bir hevesti; 
Gelemem, aynalar yolumu kesti.

Necip Fazıl Kısakürek

Güvercinlerin matemi

Bu sabah aracımla yola çıkıp ilerlerken 2 güvercin gördüm yerde. Ağır ağır yürüyorlardı, aracımla ilerlerken kaçarlar nasılsa deyip rahatça ilerliyordum.

Ancak ilerlememe rağmen ağır ağır hareket ediyorlardı. O noktadan uzaklaşmak istemiyorlardı kaçmıyorlardı şaşırmıştım. Hatta öyle ki dikkat etmesem aracım ile belki ezebilirdim onları ve bi anlık hamle ile kurtarmıştım onları.



Ancak o güvercinleri geçer geçmez az ilerde yerde yatan hayatını kaybetmiş bir güvercin olduğunu sonradan farkettim. Taşlar yerine oturmuştu. Meğerse yas tutuyorlarmış bellki arkadaşları idi belki evladi belki de anne veya babası. Her ne ise afallamaları ve beni farketmemeleri o acı nedeniyleymiş meğer.

Hayvan bile olsa, Allah öyle adaletli ki hepimizi o sevgi denen mükemmel duygu  ile yaratmış. Bağlılığı değer vermeyi ve hayatında birşeylerin eksilmesine sebep olan dostları sadece insanlara vermemiş. Sanki bir yakını kaybetmiş gibi onların üzüntüsüne ortak oldum, keşke hiçbir canlı hiçbir şekilde üzülmek zorunda kalmasaydı...


Görev bilinci ile bayram kutlamak

Yine bayram geldi. Görev bilinci ile bayramı kutlamak serüveni yaşıyoruz. Herkes mutlu gibi güzel elbiselerini giyiniyor. Aslında mutlu olmamak için bir sebep de yok. Ancak mutlu değiliz nedense. Üstümüze bombalar yağmıyor ama mutlu değiliz her nedense.

Birbirimizi gördüğümüze mutlu oluyoruz bazılarımız ama bir çoğumuz görmek zorunda olduğu için görüyor. Dostane tavırlar sergiliyor sever gibi gördüğüne memnun olmuş gibi yapıyor. 3-5 sn lik sahte tebessümler sonrası eski kasvete bürünen yüzlerinizden anlıyorum gerçek düşüncenizi.

Birbirimizin işlerini soruyoruz sanki çok umursuyor gibi. Birimiz bir diğerimizin başarılı olduğu birşey varsa sevinir gibi yapıyoruz. Halbuki içten içe bir kıskançlık ile o an gülümsüyor içinizden bir korku ile o başarıyı alkışlıyor gibi yapıyorsunuz.

Bir dostumuzun bir kötü ve sıkıntılı hali var ise de ona üzülür gibi yapıp ilgileniyoruz. Yada ilgilenir gibi görünüp yardımcı olmaya çalışıyoruz. Halbuki umrumuzda bile olmamasını hissettirmemeye çalışırken ben anlıyorum ele veriyorsunuz kendinizi.

Birbiri ile iyi geçinen insanları duyunca şaşırıyor ve nasıl iyi geçinirler diye içinizden hayret ediyorsunuz. İyi olmalarına sevinmek varken nasıl iyi olurlar diye şaşırıyorsunuz. Dostluk samimiyet nerede, bayram günü bayramı böyle boşa harcamak niye. İnsan işte hep kaybetmekte hep aldanmakta bile bile de devam etmekte. Heyhat...

Birbirimize midemizi bozmaya gayret edercesine baklava komasına sokmaya çalışırken güya sevgimizi göstermeye çalışıyoruz. Ama içten bir nasılsın deyip sarılmaktan acizken bir yufka arasındaki cevizi ikram ederek şirin gözükmeye çalışıyoruz.

Bayram demek bu mu gerçekten. Ya bayram bu değil, ya da biz bayramı yaşayamadığımız için bayram değil. Her ne ise sebep bilmiyorum ama bayram kesinlikle bu değil...


Ey Vatan Şiiri - Gönülden Denemeler



MÜLKİYE MARŞI (EY VATAN) Mulkiye Marsı

Başka bir aşk istemez, aşkınla çarpar kalbimiz,
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.
Gül ki sen, neş'enle gülsün ay, toprak, deniz.
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Bir güneştin bir zamanlar, ay kadar kaldındı dün,
Dün bir ay'dın, sislenen boşlukta yıldızsın bu gün;
Benzin uçmuş bak, ne rüya'dır, bu akşam gördüğün?
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Beklesin Türk Oğlu'nun azminden kuvvet bulmayan,
Sel durur, yangın söner elbette bir gün Ey Vatan
Süslenir, oynar yarın, dün ağlayıp matem tutan
Ey Vatan gözyaşların dinsin, yetiştik çünkü biz.

Cemal EDHEM YEŞİL

Sonunda yurt dışı deneyimi vakti


Üniversite yıllarımda çok istemiştim yurt dışına gitmeyi. Ancak şartlar gereği bir türlü nasip olmadı. Yüksek lisans eğitimi almayı düşünmüştüm o da işler nedeni ile bir türlü mümkün olmadı. Hal böyle olunca yıllar geçti iş hayatında kaybolup unuttuk gittik.

Ancak yıllar sonra sonunda bir yurt dışı tatili şansı yakaladık. Bir arkadaşım ile yıllarca projeler ve yazılımlardan bahsetmiştik ancak sonunda tatil gibi bugüne dek pek işimiz olmayan bir konudan bahsetmek mümkün oldu :)

Ağustos ayında gitmek üzere hazırlıklara başladık bol bol resim çekicem döndüğümüzde facebook ve instagram profilimizde bol bol resim paylaşıyor olacağız inş. :)



Yalnızlığın en kötüsü seni anlamayanların arasında kalmaktır


Bu sözde iki güzel anlam var. Birincisi yalnızlığın her türlüsü kötüdür anlamını içerir. Bir diğeri ise yalnızlığın en kötü halinin ise anlamayan insanların arasında kalmak olduğunu söylemektedir.

Öylesine doğru bir söz ki, bunu sık sık yaşayan biri olarak manasını derinden hissediyorum. Bazen etrafınızda onca kalabalık olabilse de seni anlamayan veya anlamayı umursamayan insanlar ile aslında ne kadar yalnız olduğunu anlarsın. 

Örneğin hasta olursun geçmiş olsun derler ama bilirsin gerçekten önemsendiğin için değil, toplumsal kabuller ve değerler sebebi ile usulen söylenmektedir. 

Ama işin en belki de acı tarafı insanlar da kendi dertleri varken böyle olmakta haklılardır. Haklı olarak böyle davranıyorlar haklı olarak bu şekilde minimal düzeyde önemseyebiliyorlar. Dünya derdi ile dolu insanlık gerçek dostluk ve sevgiyi hissetmeyi unutalı çok oldu sanırım. 

Duam odur ki, yalnız kalmasın kimseler, kalırlarsa da en azından saf temiz kendisi ile başbaşa bir yalnızlık olsun bu, kalabalıklar arasında yalnızlıklarda kimse kalmasın inşallah.


Oyunculuk dersi 1: yalnızlık ile ilgili muhteşem bir anlatım ve yorum

Bazen sinemada öyle kısa anlar olur ki o kısacık an içerisinde sunulan oyunculuk bir duygunun ve milyonların hissettiği duyguların dışa vurumu oluverir. İşte bu videoda yalnızlık duygusunun hepimizin hissedip dile getiremediği şeklinin dışa vurumudur. Yalnızlık öyle bir boyuttadır ki, sigara aldığı bakkala anlatmakla kendini ifade etmeye çalışır.

Öyle bir yalnızlık anlatısı ki, bakkalın da adamı umursamaması ile yalnızlık duygusunda ne kadar haklı olduğunu daha iyi anlatmıştır yönetmen. 

Öyle bir çaresizlik ve yalnızlık ki, yalnızlığı gidermek için en ucuz sigara birinciyi ister ve onu bulamayınca da en ucuz diğer bir sigarayı sormaktadır. O sigara ile dertlerini biraz hafifletmek istese de, öyle yalnızdır ki dünyanın en soğuk ve umarsız bakkalına kendini anlatarak nefes almak ister. Ve bakkalın asla anlayamayacağı derin duyguları bir ümit ile anlatır anlatır anlatır...

Ücretsiz yazılım geliştirme desteği

Herkese selamlar,

6 yıllık .NET web projeleri geliştiren YTÜ mezunu bir matematik mühendisi olarak, bedava yazılım geliştirmeyi teklif ediyorum. Eğer bir fikrin var ve bu fikre inanıyorsan, işini gücünü yani garanti gelirin olan işinden vazgeçebilecek kadar güvenniyorsan ve fikrini pazarlayabileceğini düşünüyorsan mutlaka benimle iletişime geç.

Ücretsiz Yazılım Şartlarım:

Alan adı benden, ssl benden sunucu masrafları herşey benden. Yazılımı da geliştirip hazır şekilde yayına alacağım. %50 şer ortaklık payımız olacak.

Teknik anlamda tüm sorunları ihtiyaçları ben çözeceğim, sen sadece bana iyi bir fikir sunup o fikre benim zaman yatırımı yapmam konusunda beni ikna edeceksin.

Projeyi yayına aldığımdan sonra da projenin tüm pazarlama ve diğer satış işleri sende olacak. Müşteri ile sen muhattap olacaksın sen yöneteceksin. Projenin 1 yıl içinde çok değil aylık ortalama 1000 TL para kazandırmasını sağlayacaksın.

1 yıl içinde bu hedefe ulaşamazsan da bir ücret istemiyorum sadece ortaklıkta %50 hakkını kaybedeceksin. Ben istersem senle devam edeceğim istemezsem farklı bir yol sana ya sunacağım yada projeyi tamamen kapatacağım. Projeyi yayına aldıktan sonra 1 yılın olacak 1 yıl içinde başarırsan %50 senindir.

Fikrini asla alıp kendim yapmak üzere çalmam merak etme ama eğer fikrin çok önemli ise ve güvenmiyorsan bana gizlilik sözleşmeni gönderip imzalayıp sana gönderebilirim. Ama ortaklık güven işidir, güvensizlik yönü bir tık beni rahatsız edecektir.

Şuan bu şekilde bir projem var mı derseniz var, yakın zamanda onunla ilgili de sizlere buradan ayrıntılı yazımı yazacağım.




Bir yazılım projesini sıfırdan başlarken doğru başlamak nasıl mümkün

İlginçtir, yazılım projeleri genelde saç baş yoldurur kodlarla doludur. En mükemel büyük projelerde dahi bu durumu gördüğüm günden sonra bu mesleğe bakışım çok değişti. Yapılan onca plana programa rağmen berbat kodlar ile hayatımızı önemli derecede etkileyen işler yapılmaktadır.

Bunun en temel nedeni başta birşeyleri doğru öngörememiş olmak elbette. Ancak tek sorun bu olsa idi ve biz gerçekten herşeyi doğru yapsaydık çözüm noktası bu olurdu. Ancak değil, biz gerçekten kötü kod yazarak projeleri tamamlıyoruz. Sonra da süper projeler olarak lanse ediyoruz. Alakası bile yok hepsi gerçekten kendi içinde kötü kodlarla doludur.

Başlarken doğru başlamadığınızda doğru bitmesi de imkansızdır. Doğru başlamamak derken neyi söylüyorum mesela, parametrik olması gereken yerler parametrik olmalıdr. Yazılım değiştirmeye kapalı geliştirmeye açık olmalıdır. Bir istek gelince kodu değiştiriyorsanız bu kötü kodlamanın sonucudur.

Örneğin bir yazılım projesinin temelinde olmazsa olmaz şeyler vardır. Sistem ayarları bölümü ve loglama mekanizması en önemli iki modüldür bence. Çünkü elbette hatasız kod yazılmayacaktır ve bir hata olduğunda onu çözmek için her kritik adımı loglamak gerekir. Ayar yönetimi de yazılımın anlık olarak kriz anlarında bizi koruyacak bir emniyet subabıdır. Örneğin bir eticaret sitesinde satışları geçici olarak durdurmak isteyebilirsiniz. Bu durumda bir tuşla bunu yapabilir olmanız gerekir.

Dil desteği de temel bir modüldür. Bu modül de olmazsa olmazdır ve gerçekten her alan her field dil desteğine sahip olmalıdır.

Cache mekanizması da hayati öneme sahiptir. Doğru alanı doğru cache ile tuttuğunuzda projeniz gerçekten verilmli çalışır.

Bildirim modülü de en önemli diğer modüldür. Örneğin sistemde stok azaldığında o sistemi kullananlara bilgi gidebilmelidir. Bir kullanıcı kendisine sistemin neler söylediğini görebilmesi gerekir. Bu sebeple de bildirim modülü çok değerlidir.

Ayrıca kritik hatalar veya hack girişimi şüphesi olan işlem denemelerinde teknik ekibe otomatik mail giden bir mekanizma da olmazsa olmaz bir özelliktir.

Yetkilendirme de temel özelliktir. Bir projenin her sayfasına istediğim zaman bir role yetki verip o yetkiyi alabilmeliyiz. Bu sayede düzenle ekle ve sil gibi tüm adımların erişim kontrolleri sağlanabilir. Ayrıca bu rol yetkileri hangi zaman diliminde kime verilmiş veya alınmış yine loglamak gerekir.

Bir projeyi bu standart özellikler gözetilerek geliştirmek oluşacak problemlerin çok daha hızlı çözülmesini sağlayacaktır. Ancak maalesef genellikle projeler ana özelliklere odaklanarak başlanıldığı için sonradan bu hayati kurguları yazılıma kazandırmak hem zor olmakta hem de yazılımın ana özelliklerinde de aksamaya sebep olabilmektedir.

Doğru başlanmış kaliteli projelerde çalışma hayali ile yazılım mesleğimize devam etmek istemesek de hayatın gerçekleri bizi bu şekilde çalışmaya mahkum etmiştir. Doğru projelerde kodlamak üzere teşekkürler.

Yemek sepeti başarı öyküsü semineri

İzmir Ticaret odasında yemek sepeti CEO'su Nevzat Aydın dan başarı öyküsünü dinledik ve çok şey öğrendik.

Kararlı olmak ve gerçekten fayda sağlayan firma olmanın önemi başarı için en önemli etken.

Ancak Nevzat bey bende sanki artık bu başarıyı anlatmaktan sıkılmış olduğu hissini uyandırdı. Bunca işimin arasında böyle işlerle uğraşmak istemediği gibi bi izlenim oldu. Tahminimce birçok sorulan soruyu da kaç kez zaten cevaplamıştır kimbilir.

Açıkçası seminer de biraz artık konu olarak manasız olmuş. Şahsen ben Nevzat bey i görmek için gittim o atmosferi merak ettim. Bence konuyu yeni yemek sepeti büyüklüğüne ulaşabilecek projeler diye değiştirseler daha faydalı olabilirdi.

Şahsen biz türk milleti olarak da başarıdan gurur duymayı biliyoruz elbet ama, varolan başarı gibi yeni başarıları konuşmak daha yerine olur diye düşünüyorum. Ama her şeye rağmen çok keyifli bir sohbetti ve iyi ki gitmişim.